Bir gün 24 saatti ama sanki daha uzunmuş gibiydi . Acele etmeye gerek duyulmazdı. Çünkü gidecek bir yer yoktu Ne satın alınacak bir şey vardı ne de satın almak için para
Bir hususa dikkat etmemiz gerekiyor:
Kur'an-ı Kerim, bu avetleri insan zihninde bir kültür kırıntısı olarak kalması için değil. Allah'ın kalplerden bir an çıkmaması, insanın
gidişatını düzeltmesi için sunuyor. Kişi Allah'ı zikirden uzaklaşıp O'nun emir ve yasaklarına uymayacak olduktan sonra yeri ve gökleri Allah'ın yarattığını, her şeyde ait bir mucizenin bulunduğunu bilmenin ne anlamı var?
Ben bir iş yaparken kalbime, "Acaba Allah razı olur mu olmaz mi? diye sormayacaksam, Allah'ın bir olup, ortağı olmadığına, evreni gücü ile yaratıp sonsuz bir güzellik verdiğine inanmamın, bunu bilmemin ne kıymeti var?
Evet, bu bilginin hiçbir anlamı yok!
Araplar cahiliye döneminde de yeri ve gökleri Allah'ın yarattığını,
kendilerini de O'nun yarattığını biliyorlardı. Kur'an-ı Kerim diyor ki: K "Onlara gökleri ve yeri kim yarattı (diye) sorsan, elbette 'Allah' derler. 131
"And olsun onlara, kendilerini kim yarattı diye sorsan, elbette 'Allah' derler. "132
Bu bilgilerine rağmen Allah'a hakkı ile ibadet etmeyip O'na ortak koşuyorlar, O'nun emir ve yasaklarına aykırı davranıyorlardı. O'nun is-
için bu bilgileri onlara bir şey kazandırmadı. Allah onlara "cahiller" mini vermiş ve onlar için "bilmiyorlar" demiştir.
"Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen faal ve kudretli bir zâtın hârika işlerine bak! Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir Müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar."