Gülcan ÖZTÜRK

Gülcan ÖZTÜRK
@COCUK_OGRETMEN
"Göç içimizedir" Cahit Zarifoğlu
Sınıf öğretmeni
Lisans
195 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Ama biz Ümmü Süleym validemizi, en temel vasfı ve özelliği üzerinden anlamaya çalışacağız. Kuşkusuz, Ümmü Süleym'in en önemli vasfı, hayat çizgisinin hiç sarsılmadan istikamet ile yürümesinin en önemli vesilesi, şimdilerde bizlerin her geçen gün biraz daha yıprattığı, istenilen oranda tesis edemediği ama bir Müslüman'da olmazsa olmaz vasıf olan teslimiyetti. Zaten Müslümanın anlamı da bu değil midir? Müslüman; kayıtsız ve şartsız teslim olandır. Ama öyle bir hale geldik ki öyle bir hale getirildik ki her şeye ama her şeye acaba gözüyle bakma ya başladık. Merakla, şüpheyi birbirine karıştırdık. Evet, merak ilmin hocası idi, olmazsa olmazı idi ama şüphe, yüreğe giren bir kurttu. Tüm değerlerimize şüphe ile bakar olduk. Eskiden azığımız teslimiyetti, şimdilerde azığımız şüphe oldu. Burada unutulmaması gereken çok önemli bir ilke var ki iman ile şüphe, kulluk ile şüphe, istikamet ile şüphe asla bir arada olmaz. Çünkü şüphe, insanın zihni, akli ve kalbi dinginliğini bozan bir hasta lıktır. Her şey ile beraber yaşayabilirsiniz ama bir yerde şüphe ortaya çıktı mı, artık orası sizin için bir zindan olur. Hayat çekil mez olur. Bundan dolayı, elbette aklımızı kullanacağız, elbette sorgulayacağız, elbe doğru ile yanlışı ayıracağız ama asla Al lah (cc) ve Resûlu (sas) bir işte konuşmuşsa, orada konuşmayacagız. O an için aklımız almasa bile, içimize sinmese bile, mantığı miz algılamasa bile, o mesajlara tam anlamı ile teslim olacağız.Ne diyordu iki cihan serveri Efendimiz (sas): "Benim sol diklerime, heválarını tabi kılmayan, bütün arzuları ile teslim olmayan biri tam anlamı ile iman etmiş sayılmaz" Uy gayet açık Efendimiz (sas) ne istiyor; yürekten ta yürekten teslimiyet istiyor. Acabasız bir teslimiyet istiyor. İşittim ve ital ettim diyen ve bu itaatine en küçük bir şüphe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
defalarca okusam hayretim baki kalır . Bu Ömer adaletin sembolü olan Ömer...
Iman, Kur'an ve Zafer Evi Artık Said için de Fatima için de yepyeni ve zorlu bir hayat başlıyordu. Çünkü iman o günler pahalıydı, iman o günlerde elde taşınması gereken kızgın bir kordu, iman o günlerde yoluna birçok şeyin feda edilmesi gereken önemli bir değerdi. Said ve hanımı Fâtima her iman sahibi gibi o günler iman larını gizliyorlardı. Herkes o günler büyük bir tedbir ile hareket etmeliydi. Ama Saîd ile Fâtima iki kat daha tedbirli olmalıydılar. Çünkü eğer Ömer bunların iman ettiklerini duyarsa, bu aileyi bir dakika yaşatmaz, ikisini de gözyaşlarına bakmadan öldu rürdü. Çünkü Ömer çok hiddetli ve bu yeni dinin mensuplarına karşı çok acımasızdı. Said b. Zeyd de hanımı Fâtima bint Hattab da Hz. Ömer'in Leyla bint Ebi Hasme ve kocası Âmir b. Rebia'ya ve Zinnure'ye nasıl işkence ettiklerini bizzat görüyorlardı. Hz. Ömer bu mü'minlere öyle işkenceler yapıyordu ki iplerle bun ları bağlıyor ve saatlerce elindeki sopa ile bunları dövüyordu. Bir müddet dövüp ara verdiğinde ise şöyle diyordu; "sakin size acıdığim için durduğumu zannetmeyin, yoruldum sadece." Sayfa :15 Ömer b. Hattab, Ömerü'l-Faruk Olma Yolunda Böyle bir halde nübüvvetin 6. yılına gelinmişti. O günler Al lah Resülü (sas), risalet davasını her türlü baskı, yıldırma, tehdit, işkence ve sürgünlere rağmen devam ettiriyordu. İşkencelere dayanamayan bir kısım Müslüman, Habeşistan'a hicret etmiş. Mekke'de kalanlar da Erkamin evinde ilahi kelami tálim edi yorlardı. O gün iki ev, iki mekân vardı Mekke'de... Biri Darü'l Erkam, diğeri Darü'n-Nedve.... Biri hakkı hâkim kılmaya çalı şıyor, biri batılın sesi oluyordu. İşte o günler Darü'n-Nedve de bir karar çıkmıştı. "Muhammed'i öldürelim bu iş olsun bitsin denmişti.25 Peki, kim bu zorlu görevi kim üstlenir ve kim bu iş için adım atabilir? Kim sorusu sorulunca o gün
"Kimin için Allah var, ona herşey var. Ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur, hiçtir." Elhasıl: Nasılki iman, ölüm vaktinde insanı idam-i ebediden kurtarıyor; öyle de, herkesin hususi dünyasını dahi idamdan ve hiçlik karanlıklarından kurtarıyor. Ve küfür ise, hususan küfr-ü mutlak olsa: hem o insani, hem hususi dünyasını ölümle idam edip manevi ce hennem zulmetlerine atar, hayatının lezzetlerini acı zehirlere çevirir. Hayat-ı dünyeviyeyi âhiretine tercih edenlerin kulakları çınlasın. Gel sinler, buna ya bir çare bulsunlar veya imana girsinler, bu dehşetli hasárattan kurtulsunlar!...
Sayfa 73·Kitabı okudu
-Görmüyor musun? Uyurken bazı şeyleri rüyada görü yorsun ve varlığına inanıyorsun ve bir takım halleri tasavvur ediyorsun. Onlarda hakikat ve istikrar bulunduğunu kabul ediyorsun. Uykudayken onların hakikatından bir şüpheye düş müyorsun. Uyandığında itikat ettiğin ve tasavvur ettiğin bu şeylerin hiç birinin aslı ve temeli olmadığını farkediyorsun, Nereden biliyorsun ki duyuların ve aklın ile inandığın bütün bilgilerin belki de sadece içinde bulunduğun hale bağlı ola rak doğrudur. Mümkündür ki, sana bir başka hal peyda olur da o halin durumu uyanıklığın uykuya olan durumu gibi olur. Uyanık halin uykudaki gibi olur. Bu hal sana geldiğinde akıl yoluyla vehmettiğin her şeyin ashı olmayan bir takım hayal ibaret olduğunu göreceksin. Yahut bu gelecek hal so filerin içinde bulundukları bir haldir. Çünkü onlar duyu or ganlarının etkilerinden sıyrıldıklarından akıl yoluyla çözül 'mesi mümkün olmayan halleri yaşadıklarını söylerler. Belki de sonradan gelecek hal ölüm halidir. Zira Peygamber Efen dimiz bir hadis-i şeriflerinde: "İnsanlar uykudadır ölünce uyanırlar" buyurmuştur. Dünya hayatı ahirete nisbetle bir uyku gibi sayılabilir. (Bedihi: Delil ve isbata muhtaç olmayacak derecede açık olan.)