Osmanlı imparatorluğu'na dek Türk devletlerinde siyasi iktidar ve devlet hukuku, İslam hukuku ve ulema karşısında bağımsızlığını kıskançlıkla korudu. Osmanlı sultanları, kendi hatt-ı hümayunlarını yayınlayacak kadar ileri gittiler. Müslüman bir Türk devletindeki kamu otoritesinin ve hukukunun aşkın niteliği aslında Orta Asya törü veya yasa geleneğinden gelmektedir. Bir tür anayasa hukuku olarak, törü ya da yasa karizmatik bir Kağan'ın emperyal organizasyonunu idare etmektedir. Bozkır imparatorluklarında, imparatorluğa bilgi, beceri ve zenginlik sağlayan tüm unsurlara, özellikle gezici tüccarlara, özel ilgi ve himaye verilmişti. Kağan'ın hazinesini dolduran bu insanlarin lüks malları ve bilgiyi getirmelerinin, hükümdarın gücü için vazgeçilmez olduğuna inanılıyordu. Orta Asya'daki Türk-Moğol Kağanları gibi Osmanlı Sultanları da kendi devlet çıkarlarını ve güçlerini doğrudan ilgilendiren birşey olarak kabul edilen bu himaye işleyişiyle çokça ilgilidir.