Ali KOÇ

Ali KOÇ
@C_AliKoc
Istırabı kanına kat da göz kırpmadan iç! Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç... Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç, Bir şeyin olmayacak hatta mezar taşında...
*Atatürk Üniversitesi *Erciyes Üniversitesi
Yozgat
22 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Devlet
Yabancı - Öyleyse her zaman mutlak kalanın hiçbir zaman mutlak olmayana uyması olanaksız değil midir ? Genç Sokrates - Korkarım öyledir. Yabancı - Yasa en doğru kural değilse niçin yasa çıkarmak zorunda bulunuyoruz ? Nedenini bulmamız gerek.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

Ali KOÇ

, bir kitap okudu
9/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2024 69. kitabı
Stefan Zweig
7.6/10 · 134,8bin okunma
Osmanlı'da Sefarad Yahudileri
Osmanlı imparatorluğu'na dek Türk devletlerinde siyasi iktidar ve devlet hukuku, İslam hukuku ve ulema karşısında bağımsızlığını kıskançlıkla korudu. Osmanlı sultanları, kendi hatt-ı hümayunlarını yayınlayacak kadar ileri gittiler. Müslüman bir Türk devletindeki kamu otoritesinin ve hukukunun aşkın niteliği aslında Orta Asya törü veya yasa geleneğinden gelmektedir. Bir tür anayasa hukuku olarak, törü ya da yasa karizmatik bir Kağan'ın emperyal organizasyonunu idare etmektedir. Bozkır imparatorluklarında, imparatorluğa bilgi, beceri ve zenginlik sağlayan tüm unsurlara, özellikle gezici tüccarlara, özel ilgi ve himaye verilmişti. Kağan'ın hazinesini dolduran bu insanlarin lüks malları ve bilgiyi getirmelerinin, hükümdarın gücü için vazgeçilmez olduğuna inanılıyordu. Orta Asya'daki Türk-Moğol Kağanları gibi Osmanlı Sultanları da kendi devlet çıkarlarını ve güçlerini doğrudan ilgilendiren birşey olarak kabul edilen bu himaye işleyişiyle çokça ilgilidir.
Sayfa 152·Kitabı okudu
Alıntı
Balkanlar
Osmanlıların Balkanları fethinin, fatihlerin ani bir istilası olarak ya da yabancı egemen bir topluluğun başka bir topluluk ile yan yana gelmesi olarak açıklanamayacağıdır. Daha ziyade, merkeziyetçi Osmanlı rejiminin bu temel köylü toplumları karıştıran sorunlara nihai çözüm olduğunu kanıtladığı iki toplumun uzun bir uzlaşma ve bütünleşme sürecinin sonuncuydu. Modern milliyetçi ya da Marksist tarihçiler tarafından, Osmanlı öncesi Balkan topraklara sahipleri ya da "latinleşmiş" seçkinleri, bu toplumları Batı tipi bir feodalizme ve oradan da kapitalizme yöneltecek ileri feodaller olarak görmeleri aslında anakronik bir çarpıtmadır. Nüfusun büyük bir kısmını arzu ettiği "özgür" köylü sömürüsünün bir Basileus, Çar, hatta bir Sultan'ın koruması altında iyileştirilmesi idi. Bu sırada Stefan Duşan başarısız olduğunda Osmanlılar başarılı oldu.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı