Bana huzur haram olmuştu artık. Nasıl huzurlu olabilirdim ki? Her gün ikindi vakti, geç saatte dolaşmayı alışkanlık edinmiştim. Neden bilmem ama su arkını, selvi ağacını ve nilüfer çiçeklerini bulmakta ısrar ediyordum. Afyona nasıl alıştıysam bu gezintilere de öyle alışmıştım. Sanki bir kuvvet beni bu işe zorluyordu. Yol boyu onu düşünüyordum, onu ilk gördüğüm anı... Sizdehbeder günü onu gördüğüm yeri bulmak istiyordum. Orayı bulsam, bulabilsem! O selvi ağacının altına oturabilsem, hayatımda huzura da kavuşacaktım.