Bir tablo ayna görevi görebiliyor muydu? Görebiliyormuş demek ki.. O gün Raif'in orada gördüğü kişi aslında Maria değil kendisiydi. Nasıl olur da daha önce yollarının bir kere bile kesişmediği, hayatında daha önce hiç görmediği biri bu kadar kendisi olurdu?. Maria'ya dökerken içini hiç olmadığı kadar özgürdü çünkü insan kendinden duygularını, düşüncelerini saklamazdı ki.. saklayamazdı.. sevgiyi.. inanmayı.. güvenmeyi ve aşkı..
! Spoiler içerebilir !
Soluksuz okuduğum kitaplardan bir tanesiydi. Maria'nın ve Raif'in bir o kadar aynı olup aynı zamanda o kadar farklı olmaları.. hayata aynı pencereden, manzaranın farklı noktalarına odaklanarak bakmaları o kadar güzeldi ki.. Maria'nın inanmayı seçmesine rağmen Raif'in ona olan inancını bir noktada kaybetmesi kitabın can alıcı noktalarından bir tanesiydi. Her şeye rağmen seven iki kalp bazen buluşamayabiliyormuş. Toplumun senden beklentileri yüzünden hayatı yaşayamayış, en sonundaki geç kalmışlık.. Aynı zamanda kitabın başında Raif Efendi'nin aslında göründüğü gibi olmayıp sıradan bir hayat yaşayışı.. toplumun istediği kalıba girmeyince dışarı itilmişlik.. anlaşılamama ve devamında gelen pes ediş..