Ne kadar da salakmışım! Ama zaten ben, karım ve kızım hakkında ne biliyorum ki? Onların refahı için her gün kendimi paralıyor, evi geçindirebilmek için ofisimde günde on dört saat çalışıyorum. Hatta daha fazla çalışmalıyım ki daha güzel elbiseler alıp zengin görünebilsinler. Akşamları eve yorgun argın geldiğimde bir tiyatro gösterisine ya da bir baloya bensiz gitmiş oluyorlar.
- Bana, bir makbuz veriniz… dedi.
- Bu makbuzu ne yapacaksınız?
- Eh, ne olur, ne olmaz; günler birbirini izlerler, ama aralarında benzeyiş yoktur. Yarın ne olacağı bilinmez.
Bazen “sınırda kişilik bozukluğu” olan insanlar kaçmaya çalıştıkları duygusal acının yerini alması için fiziksel acı deneyimlemek adına kendilerini incitirler.