Cabir Doko

Cabir Doko
Bu mutluluk yağ lekesi gibi genişleyen, kocaman yumuşak anlardan meydana gelir. Doğar doğmaz eskiyiverir. Sanırım onu yirmi yıldır tanıyorum.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Reklam
Duvarda beyaz bir delik var. Ayna bu. Bir tuzak. Bu tuzağa düşeceğim, biliyorum. Düştüm işte. Aynada bir şey beliriyor. Yaklaşıp bakıyorum, kurtaramıyorum kendimi. Yüzümün yansısı bu. Yapacak işim olmadığı günlerde onu seyreder dururum. Gördüğüm bu yüzden hiçbir șey anlamıyorum. Başkalarının yüzleri anlam taşıyor. Benimki öyle değil. Güzel mi yoksa çirkin mi, bunu bile söyleyemem. Çirkin galiba çünkü böyle demişlerdi. Bana dokunan bu değil. Yüzüme böyle nitelikler atfedilmesine şaşıyorum aslında. Bir toprak parçasına yahut bir kayaya güzel ya da çirkin demek gibi bir şey bu.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Edebiyat
Nesnelerin insana dokunmaması gerekir çünkü onlar canlı değildir. Aralarında yaşar, onları kullanır, sonra yerlerine koyarız: Yararldırlar, işte o kadar. Oysa bana dokunuyorlar. Çekilmez bir durum bu. Onlarla bağlantı kurmak korkutuyor beni. Sanki hepsi birer canlı hayvan gibi.
Sayfa 26·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Bu neşeli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu insanlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı șeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar. Bakışı içe dönük, balıkgözlü, kimsenin kendisiyle uyuşamadığı adamlardan biri aralarına karışmayagörsün, suratları hemen değişir.
Sayfa 23·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Bir zamanlar (beni bırakıp gittikten nice sonraları bile) Anny'yi düşünmüştüm. Şimdi kimseyi düşünmüyorum, sözcükleri bulmak için bile çabalamıyorum. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: Dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık. Belirsiz ve hoş șekiller halinde belirip sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Reklam