Kayalar gezegen tarihinin bir kaydıdır, milyonlarca yıl süren çağlar jeolojik zamanın kuvvetleriyle düzleştirilmiş, iki-üç santim kalınlığında, hatta daha da ince katmanlar haline getirilmiştir. Aynı şekilde buz da iklimin soy kütüğü gibi işler ama buz aynı zamanda donmuş tarihtir, çözüldüğünde bu tarihin bir bölümü canlanabilir. Bugün Kuzey Kutbu’ndaki buzullarda milyonlarca yıldır havada dolaşmamış hastalıklar bulunuyor, hatta bazıları o çağlarda henüz ortalıkta olmayan insanoğlunun hiç karşılaşmadığı hastalıklar. Bu da, tarih öncesi salgınlar buzdan çıkıp geldiğinde, bağışıklık sistemlerimizin bunlarla nasıl mücadele edeceğini bilemeyeceği anlamına geliyor. Laboratuvarlarımızda birkaç mikrop canlandırıldı bile: 2005 yılında 32.000 yaşında bir “ekstremofil” bakteri diriltildi, 2007’de 8 milyon yaşında bir mikrop hayata döndürüldü, Rus bir bilim insanı 3,5 milyon yaşında bir bakteriyi sırf meraktan, neler olacağını görmek için kendisine enjekte etti (bu deneyden sağ çıktı). 2018’de bilim insanları biraz daha büyük bir şeyi dirilttiler: son 42.000 yılı permafrostta donmuş halde geçirmiş bir solucanı.