Yazar, 26 yaşında Amerika'nın önde gelen yüksek öğretim kurumlarından Bryn Mawr ve Simmons College' da eğitim görmüş bir kadındır. Annesine 1908 yılının Aralık ayı ile 1909 yılının Mayıs ayı arasında yazdığı mektupları sadece Tarsus'ta değil, Adana'dan Mersin'e Çukurova'nın zorlu coğrafyasında "şarklılar"la bir arada yaşadığı deneyimleri anlatır.
Türkçe baskıya önsöz yazan Meltem Toksöz şöyle aktarıyor izlenimlerini: "Anlattıkları kendi başlarına son derece ilginç gözlemlerdir. Bu gözlemler pek çok diğer misyoner literatüründe rastlanan Müslüman ya da Türk değerlendirmesi gibi kısıtlı ya da salt eleştiri yüklü değildir, en Oryantalist ifadelerinde bile sevgi doludur. Ortak Anadolu kültürünü eşine Çelebi diye hitap ederek, oğluna efendi adını verecek kadar benimsemiştir. Üstelik kâh hemşirelik, kâh öğretmenlik, kâh bakıcılık yaptığı okuldan da her vesileyle sevgi ile bahseder."
Öte yandan okuyucuya yansıyan bazı ikilemler de içerir bu mektuplar. İnanç benzerliğinden ve görev yaptığı okuldan dolayı Tarsus'taki Rum ve Ermenilerle sürekli temastadır. Kimsesiz bir Rum yetim olan Sokrates bu geçen zaman dilimi boyunca onun hem arkadaşı hem de tercümanıdır. Olan biteni genelde temas içerisinde olduğu azınlıkların bakış açısından aktarıyor gibidir.
Genel olarak Türklerle bir sorunu yokmuş gibi görünse de köylüleri pek sevmediğini, ilkel bulduğunu görebiliyoruz. Atıyla gezerken yoluna çıkan köylüleri kaba ve pis bulduğunu, onlara nasıl olsa anlamıyorlar diye İngilizce hakaret ettiğini kendisi itiraf ediyor. Bölgede köyleri dolanan, oradaki Rum azınlıklara ulaşamaya çalışan Mormon misyonerlerden bahsediyor. Kendisinin de görev yaptığı Tarsus Amerikan Okulu dahil çevrede eğitim veren birçok yatılı misyoner okulu var ve öğrencileri de hep Rum ve Ermeni yetim çocuklardan