Chopin’in sevgilisi George Sand kendisinden böyle bahseder:
“Chopin, piyanonun başında can kulağıyla kendisini dinleyenlerden habersiz gelişigüzel bir doğaçlamaya girişiyor. Sonra bir anda duruyor. “Devam et, devam et,” diyor Delacroix. “Bitmedi ki, henüz başlamadım bile, bir şey çıkmayacak, sadece yansımalar, gölgeler, belirsiz suretler… Doğru rengi bulmaya çalışıyorum ama henüz doğru biçimi bulamadım.” “Biri olmadan diğerini bulamazsın” der Delacroix. “İkisi de beraber çıkacak ortaya…” “Ya ay ışığından başka bir şey bulamazsam?” “O zaman bir yansımanın yansımasını bulmuş olursun.” Bu fikir sanatçıyı memnun etmişe benzer, tekrardan çalmaya başlar farkına varmadan. Belirsizdir biçimi halen. Peyderpey gösterişsiz renkler belirmeye başlıyor; kulaklarımızdaki kibar tonlu geçişler eşliğinde. Aniden mavinin notası duyuluyor, gece iniveriyor yanı başımıza. Gök mavisi, şeffaf bir gece bu. Işıl ışıl bulutlar olağanüstü şekillere bürünüp gökyüzünü dolduruyor. Ayın yanında kümelenen bulutların üzerinde ayın hareleri dans ederken, uyumakta olan renkleri uyandırıyor. Bir yaz gecesinin ve şarkısını söyleyen bülbülün düşünü görüyoruz…”
m.youtube.com/watch?v=T7k2pmK...
Hayat çok karmaşık ve ben hala ne yapmam gerektiğini, nereye gitmem ve nerde durmam gerektiğini bilmiyorum. Saf olmayan hiçbir şeyi hayatımda barındırmamaya çalışsamda bir yerde ben de kayboluyorum. Kendimi bulmak dileğiyle…
Hayat çok karmaşık ve ben hala ne yapmam gerektiğini, nereye gitmem ve nerde durmam gerektiğini bilmiyorum. Saf olmayan hiçbir şeyi hayatımda barındırmamaya çalışsamda bir yerde ben de kayboluyorum. Kendimi bulmak dileğiyle…