"Söz konusu olan sadece plastik maketler değil. Dünyanın bugüne kadar gördüğü en büyük savaştan söz ediyoruz. Ölmüş milyonlarca insandan; ben de dahil olmak üzere, yarası kapanmayan ve hayatla kalan daha da fazla sayıda insandan söz ediyoruz. Avrupa'dan söz ediyoruz. Zavallı Avrupa. Dünyanın geri kalanındaki büyük bölgelerden söz ediyoruz. Zavallı dünyanın geri kalanı. Ve de babamdan söz ediyoruz. Burada ondan söz ediyoruz" diyor Düsseldorf ve büyük büyütecin altında duran evde yaptığı bir yükseltiye sabitlediği minicik plastik askeri gösteriyor parmağıyla; şimdi büyük bir ihtimamla boyuyor onu. Üniformanın düğmeleri, ceketin kollarından birazcık çıkmış gömlek kolu, parmaklar, tırnaklar, her şey iyice düşünülmüş, doğal renginde.
"Gülümsemesi gerektiğine karar verdim. Kolay olmadı bu seçim, çünkü o günlerde, şüphesiz, insanın yüzünün gülmesini engelleyecek pek çok neden vardı. Ama ben yine de, General Manteuffel'e rapor teslim etmek üzere arabayla şehrin içinden geçerken tebessüm etmesi gerektiğine inanıyorum; oğlunu yani beni düşündüğü için gülümseyecek. Yalnızca fotoğrafımı görmüş ama dünyaya geldiğimi biliyor; kendi kendine, biraz da kaçamak gülümsemesinin nedeni, benim dünyaya gelmiş olmam. Kocaman ve çok samimi bir ıebessüm olmaması önemli, çünkü ortama uygun kaçmıyor. Her tarafa çekilebilen, esrarengiz, Mona Lisamsı bir sırıtma da olmayacak. Dişler görünmeyecek ama gülümsediği de şüphe götürmeyecek. Yürümeye başlamak üzere olduğumu düşünecek ve savaşın yakında biteceğinden emin olacak. Keskin nişancının kurşunu onu bulduğunda, arabasında oturmuş, beni göreceğine seviniyor olacak."