İnsanlar ile hayvanların birçok ortak yönü var, fakat bunların en bariz olanı ağır bir yıkıma uğramadan konfor alanlarindan ayrılmama istekleri. Onların habitatlari kurak bir parça toprak, ömürleri bir kelebeğin son günü, son nefesleri sigara dumanının rüzgarlı hava üzerindeki etkisi kadar.
Hiç Bir insani unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda
kaldin mi hiç?
Hani ölmüs gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip
ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi.
Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek,
ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana,
ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemigini yakarcasina özlemek...
çok kötü degil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu isitememek,
artik sonunun "Pi" hali degil mi?
Biliyorsun degil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayistir o,
kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek,
Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa, sormasa beni
Sen gelsen yeter.
Huzur ellerinin güzelliğidir
Gözlerin karşımda bir mutluluk denizi
Her sabah soframızda evkmeğimizi
Sen bölsen yeter.
Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam,
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter.
Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm
Bende sabır, sende naz...
Gündüzden vazgeçtim düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter.
Duymasa da hiç kimse şair gönlümün
Sende karar kıldığını
Ve içimin şerha şerha yarıldığını
Sen bilsen yeter.