Örneğin yargıda bir yargıçtan bir Türk olarak karar vermesi, medyada bir gazeteciden bir Türk olarak haber yapması, Üniversitede bir akademisyenden bir Türk olarak yazması beklenir ve sonuçta çoğunluk bu performansı sergiler. Bu beklentiler ve karşılığında ortaya çıkan roller kişinin nerdeyse karakteri haline gelir. Bir başka deyişle, bu roller o denli içselleştirilir ki kişi öyle gördüğünü, bildiğini ve davrandığını fark etmez; neyi görmediğini, neyi bilmediğini, neyle ilgilenmediğini de fark etmez. Türklüğü çoğu zaman farkında olmadan yaşanan belli görme, duyma, bilme, ilgilenme, duygulanma ve görmeme, duymama, bilmeme, ilgilenmeme, duygulanmama halleri olarak tarif ederken kastettiğim budur