Çağlar

Bir ülkede ancak egemen etnik/ırksal grup, etnik veya ırksal bir sorun olmadığını düşünebilir ve iddia edebilir. Buna inanır, çünkü bilmiyordur; bilmemesinin arkasında ise sahip olduğu güç yatar. Bu da bize üsttekilerin bilmemekte, ilgilenmemekte, duygulanmamakta bir çıkarı olduğunu düşündürebilir; tıpkı alttakilerin bilmekte, ilgilenmekte ve duygulanmakta bir çıkarı olabileceği gibi
Sayfa 17·Kitabı okudu
Reklam
Örneğin yargıda bir yargıçtan bir Türk olarak karar vermesi, medyada bir gazeteciden bir Türk olarak haber yapması, Üniversitede bir akademisyenden bir Türk olarak yazması beklenir ve sonuçta çoğunluk bu performansı sergiler. Bu beklentiler ve karşılığında ortaya çıkan roller kişinin nerdeyse karakteri haline gelir. Bir başka deyişle, bu roller o denli içselleştirilir ki kişi öyle gördüğünü, bildiğini ve davrandığını fark etmez; neyi görmediğini, neyi bilmediğini, neyle ilgilenmediğini de fark etmez. Türklüğü çoğu zaman farkında olmadan yaşanan belli görme, duyma, bilme, ilgilenme, duygulanma ve görmeme, duymama, bilmeme, ilgilenmeme, duygulanmama halleri olarak tarif ederken kastettiğim budur
Sayfa 16·Kitabı okudu
Birinci maddeye göre, Türkiye'de imtiyazlı ve güvenli yaşayabilmek, toplumsal hiyerarşide üst katmanlara çıkabilmek, ya da çıkabilme potansiyelini sürdürebilmek için Müslüman ve Türk olmak gerekmektedir. İkinci maddeye göre, Osmanlı ve Türkiye'de Gayrimüslimlere yapılanlar (tehcir, soykırım, gasp, ırkçılık, ayrımcılık vb.) hakkında doğruyu söylemek, bu gruplarla duygudaşlık kurmak ve bu gruplar lehine siyaset yapmak kesinlikle yasaktır. Üçüncü maddeye göre ise, Türkleşmeye direnen Müslüman gruplara, özellikle de buna kararlı ve güçlü bir şekilde direnebilmiş Kürtlere yapılanlar hakkında doğruyu söylemek, onlarla duygudaşlık kurmak ve onlar lehine siyaset yapmak kesinlikle yasaktır
Sayfa 14·Kitabı okudu

Çağlar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·196 syf.·
30 günde okudu
·
2024 3. kitabı
Kolektif
0/10 · 2 okunma
Pavlovic'e mektup
Çok sevgili yoldaşımız Pavloviç'e Sevgili yoldaşımız Pavloviç, size tümü Trabzon önlerinde öldürülüp denize atılmış olan M. Suphi, dört merkez komitesi üyesi ve on iki diğer yoldaşımızın başına gelen büyük felaketten ciddi olarak söz etmek zorundayım. Korkunç ve kanlı darbe yoldaşlarımıza 28 ocakta indirildi; iki aydan uzun süreden beri yoldaşlarımız kayıp ve birçok rapora göre, Trabzon burjuvazisi ve bizzat hükümet tarafından satın alınmış cellatların darbeleri altında yaşamlarını yitirdiler. Erzurum'dan itibaren Türk komünistlerine karşı bir takım gösteriler hazırlandı. Halka şöyle dendi: Komünistler Rusya'dan geliyor; bunlar Bolşeviklere mensup kişiler; tüm dükkanları kapatmak için geliyorlar; artık hiç kimse hiçbir şey satamayacak. Artık evler aranacak ve tüm malınıza ve tüm paranıza el konacak; komünistler tanrı tanımaz kimselerdir ve Allah'a inananları hapse atacaklar! İşte adice ve alçakça provokasyon: ticaret, mülkiyet ve din! Bu üçü de Bolşevikler tarafından yasaklanmıştır. Göstericiler arasında, burjuvalar tarafından satın alınmış ve polis tarafından kışkırtılmış bir takım zavallılar vardı. Yoldaşlarımıza karşı taş ve [bir sözcük okunamadı] saldırdılar; onları parçalamak istediler; hiçbir yerde ne onlara ekmek, ne de atlarına yem satılmak istendi. Kendilerini Bolşeviklerin savunucusu gibi sunuyorlar, oysa sahici kaynaklardan biliyoruz ki, dükkanları kapattıran ve kitleyi savunmasız yoldaşımızı taşlayarak öldürmeye kışkırtan polisti. Bu canice uygulamalar 85 kent ve köyde yinelendi. Trabzon'da baskılar daha fmda ağırlaştı; oraya varır varmaz, onları doğrudan doğruya limanda homurdanan ve küfürler yağdıran bir kalabaligin içine sürüklediler. Limanda onları silahsızlandırdılar, yani üzerlerindeki birkaç tabancayı aldılar ve sonra hemen hareket eden motorlu
Sayfa 128·Kitabı okudu
Reklam