Çağlar

TKP'nin Çerkes Ethem hakkındaki görüşleri
Bizler Ethem'in ve yandaşlarının Batı cephesinde, Anadolu Cephesinde devrimci Anadolu hükümetine karşı çılgınca, anarşik çıkışını lanetliyoruz. Anadolu'daki devrimci hareketin destekçileri olarak bizlerin bu gibi şahıslarla hiçbir ilişkisi ve hiçbir ortak yanı olmamıştır ve olamaz
Sayfa 41·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Mustafa Kemal'in TKP'ye mektubu
Ekseriyet-i âzimesi rençber ve köylüden müteşekkil milletimiz garbın emperyalizm ve kapit mahkumiyetinden kendini kurtarabilmek için bunlara karşı müttehid olarak mücadele ve mübarezeye karar vermiştir. Türkiye Komünist teşkilatının da aynı kanaat ve gaye ile çalışmakta olmasını büyük bir memnuniyetle telakki ettik
Kazım Karabekir'in TKP'ye mektubu
Eskiden beri sermayeye, servete, ziynete, debdebeye ve bilhassa istila hırslarına karşı nefretim olduğu için bidayet-i zuhurundan beri Bolşevik nazariyatına hürmetkârım. Fakir rençber ve ameleden ibaret olan halkımızın anane ve itikadatından Bolşeviklik kaidelerinden hemen bir çoğu vardır. Bir zâdegân sınıfı olmadığı gibi büyük sermayedarlarımız dahi bulunmadığından bütün Anadolu halkının bir anda Bolşeviklik esasâtını kabulü pek basittir. Ordu zabitanı da Avrupa ordularında olduğu gibi zâdegân değil halkın, avâmın oğludur
Doğu Cephesine Bağlı Bolşevizm Şubesi
Anadolu'da görevini yerine getirip geri dönen Salih Zeki yoldaş, Doğu cephesine bağlı bir Bolşevizm Şubesi bulunduğunu ve bu şubenin, darbeden sonra karamsarlık içinde Azerbaycan'dan dönen kurmay subayları ve generalleri, Mustafa ve arkadaşları Bahaddin ve Vehbi tarafından yönetildiğini bildiriyor. Bu Bolşevizm Şubesi, sınıfsal Marksizmi tamamen reddederek, yüksek rütbeli ve ordu komutanlarının çıkarlarına uygun bir komünist rejim ve idare biçimi üzerine kafa yoruyor, devrimi ve Bolşevizmi kendi inanç ve anlayışına göre yönetimde yapılan önemsiz bir değişiklik olarak görüyor. Bütün bunları yoldaşımıza şubenin üyeleri anlatmış Kazım Karabekir Paşa ve etrafındaki yüksek subaylar da komünizmi aynen böyle anlıyor. Halkın komünist fikirlere duyduğu büyük sempati karşısında sahte Bolşevizmi yaymak için uygun ve hazır bir temel olarak kullanılan bu yöndeki sözlü ve yazılı propaganda durdurulmalıdır
Sayfa 118·Kitabı okudu
Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetlerinin Farklı Nitelikleri
Anadolu'dan dönen sorumlu yoldaşlarımızın verdiği son bilgilere göre, kendilerini Anadolu'daki Kuvayı Milliye şuraları sayan Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetleri, nitelik bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Dünya savaşı boyunca vurgunculuk yapıp büyük zenginliklerin üzerine oturan kişilerden oluşan Trabzon Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti, sonraları Doğu'dan komünist fikirlerin yayılmasından korkup kendi sınıf çıkarlarını korumak için İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf gibi iki burjuva muhalefet partisini birbirine yakınlaştırmış, hatta birleştirmiştir. Erzurum Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti fakirlere karşı daha demokratik ve hatta merhametli görünüyor. Onlar hükümetin kanundışı, yanlış davranışlarını eleştiriyor ve galiba halk üzerinde daha etkili görünüyor. Bu kadar demokratik Erzurum cemiyetinin dışındaki tüm cemiyetler, örneğin Samsun, Kastamonu, Konya, Eskişehir ve diğer yerlerdeki cemiyetler, genellikle yüksek makam sahiplerinden, zenginlerden ve karaborsacılardan oluşuyor. Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetlerinin sözde tabandan başlayıp tepede bitecek şekilde kurulduğu ve fakir işçi ve köylülere dayandığı iddiasının temelsiz olduğu açıkça ortadadır. Bu cemiyetler yalnız Türkiye'ye maddi yardım sağlamak için Bolşeviklerle temasa geçiyor ve gelecekte bugünkü düzeni ve onun çekim gücünü asgariye düşürecek şekilde değiştirmeyi ve kendi ünlü ve faal temsilcilerini iktidarda tutabilmeyi umut ediyorlar
Sayfa 117·Kitabı okudu