Anadolu'dan dönen sorumlu yoldaşlarımızın verdiği son bilgilere göre, kendilerini Anadolu'daki Kuvayı Milliye şuraları sayan Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetleri, nitelik bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Dünya savaşı boyunca vurgunculuk yapıp büyük zenginliklerin üzerine oturan kişilerden oluşan Trabzon Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti, sonraları Doğu'dan komünist fikirlerin yayılmasından korkup kendi sınıf çıkarlarını korumak için İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf gibi iki burjuva muhalefet partisini birbirine yakınlaştırmış, hatta birleştirmiştir. Erzurum Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti fakirlere karşı daha demokratik ve hatta merhametli görünüyor. Onlar hükümetin kanundışı, yanlış davranışlarını eleştiriyor ve galiba halk üzerinde daha etkili görünüyor. Bu kadar demokratik Erzurum cemiyetinin dışındaki tüm cemiyetler, örneğin Samsun, Kastamonu, Konya, Eskişehir ve diğer yerlerdeki cemiyetler, genellikle yüksek makam sahiplerinden, zenginlerden ve karaborsacılardan oluşuyor. Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetlerinin sözde tabandan başlayıp tepede bitecek şekilde kurulduğu ve fakir işçi ve köylülere dayandığı iddiasının temelsiz olduğu açıkça ortadadır. Bu cemiyetler yalnız Türkiye'ye maddi yardım sağlamak için Bolşeviklerle temasa geçiyor ve gelecekte bugünkü düzeni ve onun çekim gücünü asgariye düşürecek şekilde değiştirmeyi ve kendi ünlü ve faal temsilcilerini iktidarda tutabilmeyi umut ediyorlar