Çağlar

Şerif Manatov, Çerkes Ethem güçlerinin karargahı konumundaki Eskişehir'de komünizmi anlatan konferanslar vermiştir. Kuva-yı Seyyare'nin saflarında 700 kişilik "Bolşevik" taburu oluşturulmuştur. Eskişehir sokaklarında kuva-yı Seyyare elemanlarının, subaylık mesleği ve zorunlu askerliğe karşı propaganda yaptıkları görülmüştür. Bütün bu faaliyetler, savaş sanayiinin merkezi konumundaki Eskişehir'de yapılmıştır. Eskişehir, gizli Parti'nin bir nevi kurtarılmış alanidir. Komünist faaliyetler sadece Eskişehirle sınırlı kalmamakta, Anadolu'da gittikçe yayılmaya başlamaktadır.
Sayfa 75·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
TKP değil ama Fransızlar Ankara'nın oynadığı bu komünistlik oyununun farkındadır. Ankara'nın kurduğu sahte komünist partisi hakkında Fransız Levan ordusu başkomutanı'nın Paris'e yolladığı raporda şöyle denmiştir. "Türk milliyetçileri daha erken davrandılar ve Bakü kongresinden sonra Anadolu'ya sızmaya hazırlanan Mustafa Subhi türünden komünistler buna zaman bulamadan, Anadolu, şubeleri ve propaganda büroları şaşırtıcı bir hızla teşkilatlanmış kendi komünist Partisine sahip oldu... Oyun oynamıştı: Mustafa Subhi ve arkadaşları dışlanmıştı ve Ankara hükümeti tümüyle kendisine bağlı ve Moskova'dan bağımsız bir Komünist partisi oluşturmuştu... Ankara'da kurulan sözümona komünist partisinin gerçek amacı bu. Her yönüyle, savaş döneminde Talat Paşa'nın emriyle Türkiye'nin 1917'de Stockholm'de düzenlenen sosyalist enternasyonal kongresinde temsil edilmesi amacıyla kurulan meşhur sosyalist partiyi hatırlatıyor." Emrah Cilasun, Baki ilk selam, Versus, İstanbul, 2006, s. 168
Mustafa Kemal'in 31 Ekim 1920'de Ali Fuat Cebesoy'a gönderdiği telgraftaki TKP ve komünizm görüşleri: Komünistliğin memleketimizde değil, henüz Rusya'da bile tatbik kabiliyeti hakkında açık kanaatler hasıl olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber, dahilden ve hariçten muhtelif maksatlarla bu cereyanın memleketimiz dahilinde girmekte olduğu ve buna karşı makul tedbir alınmadığı taktirde milletin pek ziyade muhtaç olduğu birlik ve sükunu ihlal eden ahvalin ortaya çıkması da imkan dairesinde görülmüştü. En makul ve tabii tedbir olarak aklı başında arkadaşlardan, hükümetin malûmatı altında bir Türkiye Komünist Fırkası teşkil ettirmek olacağı düşünüldü. Bu taktirde memlekette bu fikirle alakalı bütün cereyanları muhasalaya icra etmek mümkün olabilir. Atatürk'ün bütün eserleri c. 10 s. 81
TKP merkez komitesine seçilen Mehmet Emin ile Teftiş Komisyonuna seçilen Süleyman Sami'nin Ankara ajanı olup olmadıkları şüphesi vardı. Mehmet Emin ve Süleyman Sami, Mustafa Suphi ile birlikte Anadolu'ya gelen kafilede yer alıyordu. Her ikisi de, Maçka'ya gelindiğinde hastalıklarını belirterek kafileden ayrılmışlar ve birçok kimsenin, bu şahısların Türkistan'da milli hizmetlerini telkin etmesi üzerine Kazım Karabekir tarafından salıverilmişlerdir. (Karabekir'in 2/3 Şubat 1921'de Ankara'ya gönderdiği telgraf için Yavuz Aslan s.328)
TKP'nin Ermenistan meselesinde Mustafa Kemal ile aynı çizgiye gelmesinin sebebi Doğu Ergil'e göre: "Hem Mustafa Kemal hem de Mustafa Suphi, Türkiye açısından Ermenistan'ın Batılıların elinde bir çıkar aygıtı ve bölgesel sorun olarak kalmasını istemiyordu. Mustafa Kemal, Sovyet yönetimine yakın olan Mustafa Suphi aracılığıyla Ermeni sorununun Türk savına yakın bir çözümünü sağlamayı düşünmüş olabilir (Doğu Ergil milli mücadelenin sosyal tarihi) Mustafa Kemal'in 5 Temmuz 1920'de Kazım Karabekir'e yolladığı telgraf bu düşünceyi haklı çıkarıyor. "29 Haziran 1920 tarihli şifreli telgrafnamelerinde ismi geçen Mustafa Suphi Efendi Haris olmakla beraber, ahlaksız değildir. Sovyetler nezdinde mühim mevkii vardır. Kendinden istifade edilmek uygundur. Nazarı dikkati alilerine arz ederim (Atatürk'ün bütün eserleri c. 8 s. 398