Bir kere, Anadolu'da "komünist" sifatli resmi bir parti olmasının, Türk-Sovyet görüşmelerini olumlu yönden etkileyebileceği, Rusların Türkiye ile işbirliği yapmak hususunda gösterdikleri çekingenliği kaldıracağı düşünülmüş olabilir. Ancak, TKF'nin "muvazaa partisi" diye adlandırılagelmesi pek yerinde değildir. Danışıklı bir oyunla, Anadolu mücadelesini Bolşevik olmuş gibi göstermek şöyle dursun, Bolşevik modelinin Türkiye'de uygulanamayacağı ısrarla öne sürülmüştür.
Mustafa Kemal, TKF'nin ortaya çıkmasından daha iki ay önce Mecliste "bizim nokta-i nazarlarımız, bizim prensiplerimiz cümlece malumdur ki, Bolşevik prensipleri değildir ve Bolşevik prensiplerini milletimize kabul ettirmek için de şimdiye kadar hiç düşünmedik ve teşebbüste bulunmadık" diyordu. TBMM Zabıt Ceridesi, cilt 3, s. 189
Burada etraflıca görüleceği üzere resmi TKF (pek sağlam olmayan) teorik bir Bolşevizm-Komünizm ayrımına dayanmaktadır. TKF Bolşevik değildir, ama kendi söylediği gibi Komünist olduğu da su götürür. Partinin daha çok, Komünist adının duygusal değer yükünden faydalanmak için, bu Terim'in anlamını zorladığı görülmektedir