Her hikâyede bir sessizlik, gizlenen bir sahne, söylenmeyen kelimeler vardır, buna inanıyorum. Söylenmeyeni söyleyene kadar hikâyenin kalbine ulaşamayız.
Sınırlar silindiği, ölçüler ve çıpalar ortadan kalktığında her türlü hadsizlik, istila ve ihlal "meşru" görülür. Her türlü özensizlik, aşırılık, hürmetsizlik ve hoyratlık da.
Güven, mekân ve aidiyet duygusu uyandıran devamlılık ve kalıcılık izleri ve izlenimleri için yönümüzü çevirebileceğimiz hiçbir yer yok işte. İstikrarlı, dağılma endişesi duymayacağımız bir kimlik duygusu için. Dostluklardaki yakınlığı kuran o nazik sınırlar bile yok artık.
Biçimsizlik, boşluk, süreksizlik, kuralsızlık ve her alanda ve her şey için alternatif yokluğu ve parçalanma kiplikleri tarafından katedilen bir toplumsal hayat boyunca yeniden oluşuyor kimlik ve benliklerimiz.