Birbirinden güzel deyimler ve bu deyimleri açıklayan hikâyelerden oluşuyor. Anlaşılır, akıcı ve kısa hikâyelerden oluşuyor. Bence her yaştaki insanların okuyabileceği bir kitap.
Daha önce duymadığınız deyimleri ya da yanlış bildiğiniz deyimlerin anlamlarının doğrusunu öğreneceksiniz. Deyimlerin ortaya çıkış hikâyelerini okurken eğleneceksiniz. Türkçenin ne kadar zengin bir dil olduğunu anlayacaksınız.
Beni en çok etkileyen hikaye, "Turnayı Gözünden Vurmak" oldu.
Vaktiyle bir atıcılar kahvehanesinde, avcılar sürekli olarak abartılı hikâyeler anlatırken, yaşlı amcanın birisi hiç konuşmadan otururmuş. Bir gün diğer avcılar, bu amcayı çok merak edip, binbir ısrarla hikayesini anlatmaya ikna etmişler. Amca başlamış anlatmaya, “Ahh, ahh. Düşündükçe içimin parçalandığı bir olay var. Madem bu kadar ısrar ettiniz anlatayım.
Bir gün su kenarında gezinirken, bir turna gördüm, şunu zararsız bir yerinden vurarak yakalayayım dedim. Tam ayağına hedef alıp ateş ettim ki, o sırada hayvan ayağını kaşımak için başını ayağına yaklaştırdı. İçim gitti fakat turna gözünden vurulmuş oldu.Yanına gittim baktım. Kurşun bir gözünden girmiş, öbür gözünden çıkmış fakat turna hiç zarar görmemiş sadece kör kalmıştı. Kuş çırpınıyor, benim içim sızlıyor.
Bunu gören diğer turnalar geldi. Nasıl geldiler, nereden geldiler, ne kadar zamanda geldiler, bilemiyorum, baktım çırpınan kör turnanın üstünden bölük turna toplanmış dönüp durmakta. Bana doğru öyle bir ötüyor ve öyle kanat çırpıyorlar ki hayatımda öyle bir dehşeti başka bir gün yaşamadım. Af dilesem, hangisinden dileyeceğim. Konuşsam ne diyeceğim!.. Birden, onların kendi dillerinde ötüşüp anlaştıklarını gördüm. Kör turnaya bir şeyler anlatıyorlardı.
Turnalar, katar halinde uçmaya o günden sonra başladılar. Şimdi turnalar sırf o uğursuz günü