İyi niyetle kötü davranan ama bunun farkında olmayan insanlardan oluşan bir toplumuz. Niyetimizde kötülük yok. Fakat tarihsel olarak kültürümüz denetim odaklı korku kültürü olarak geliştiği için çocuğun özünü geliştirme yerine, onun davranışlarını kontrol etmeye, denetlemeye niyet etmiş, önem vermişiz. Çocuğu geliştirip özgür bir birey olması için çabalamak yerine kalıplayıp emir kulu yapmaya çalışmışız. İşte bu yüzden farkında olmadan çocuklarımızın canını yakıyoruz ve yakmaya da devam ediyoruz.
Sıkıntılar ya da aşırılıklar karşısında sakin kalmak, umutsuzluğu aşmak, hayata olumlu bakmayı sürdürebilmek… Ben bunları kendi yaşamımda hâkim kılmaya çalışıyorum. Evvela niyetimin saflığına önem veriyorum. Karşımdaki insanların çoğunun iyi niyetli ama yanlış bilgilere sahip olduğunu görüyorum. İşte sorduğun sükûnetin sırrı burada.
Bazı aileler, kuruluşlar, eğitim sistemleri, kurumlar korku kültürü içerisinde oluşmuştur. Korkulacak biri yoksa çalışmazlar ve korkmadıkları birine güvenmezler.