Aziz Nesin’in Türk Toplum yapısını oldukça iyi çözümlediğini düşünüyorum. Öyle profiller çizmiş ki aradan yıllar yıllar geçmiş olmasına rağmen insanımızın ve devam eden memur geleneklerinin güncelliğini koruduğunu görebiliyoruz. Memurlarımızın içler acısı vaziyetleri, kibir savaşları, senin mi torpilin benim mi torpilim çekişmeleri… Bütünüyle günümüzde de devam etmekte.
Şahit olduğum, dinlediğim onca hikâyeden sonra Aziz Nesin’in hicivli anlatımı buruk bir his oluşturdu. Kitabın sayfalarında gezinirken, Millet nelerle uğraşıyor, biz nelerle uğraşıyoruz sorusu her daim zihnimde var oldu. Tatsız tecrübelerime istinaden; ilerici, liyakate dayalı bir düzenin gelmeyeceği ümitsizliği içerisindeyim zira halkı temsil etsin diye seçtiğimiz insanlar da böyle. Tarım bakanı tarımdan anlamaz, sağlık bakanı sağlıktan, milli eğitim bakanı yine aynı şekilde…
Bu memleket batar arkadaşım batar diye söylenerek sıkıntılarını anlatan vatandaşlara şöyle diyordu Aziz Nesin; “Batmaz kardeşim batmaz, sizin gibi sıkıntılara ses çıkaran insanlar olduğu sürece batmaz, ne zamanki her şey olağanlaşır, ses çıkarmaz hale gelirsiniz o zaman batar.”
Özellikle şu dönemlerde ses çıkarabilmek ne büyük cesaret ister!..
Bir Ütopya ’da başlıyoruz serüvenimize. Serüven diyorum zira Jules Verne kitapları, ekseriyetle heyecanı ve merak güdüsü yüksek kitaplar oluyor. Okurun zihni, peki şimdi ne olacak ya sonra ne olacak gibi sorularla meşgul olurken kitap bitmiş oluyor. Bu kitabın diğerlerinden farkı neydi diye soracak olursak, kesinlikle hicivli anlatımıydı doğru cevap olacaktır.
Esasen kurgu çok basit yani sıradan ve çok da olası olmayan bir deney ile ütopik bir kentin gerçekliğe uyanmasını konu ediniyor kitabımız. Ütopik demek doğru bir niteleme olacaktır çünkü komikte olsa kentin insanlarının sakinlikleri, vurdumduymazlıkları normal insan davranışlarına oldukça aykırı bir seyirdeydi. Bu seyir Jules Verne ‘nin anlatımıyla çok komik bir hal alıyor ve okur kimi, hata çoğu yerde kahkaha atacak raddeye geliyor. Gülümseten, keyif veren bir anlatım ve kurgu seçilmiş olsa dahi alt mesajları da dikkat çekiciydi.
Devlet yönetimindeki insanların normal yaşantılarında olduğu gibi, ailesine olduğu gibi aslında iyi, sakin ve doğru insanlar olmasına rağmen bir koltuk ile nasıl değişecekleri, nasıl da ölümcül kararlar alabilecekleri şaşılacak derecede insanın zihnini kurcalıyor. Sevmediğimiz hatta nefret ettiğimiz kimi siyasiler oğulları, eşleri tarafından ölesiye seviliyor. Sizin için cani bir insan sevilebiliyor! Gerçekten oldukça ilginç bir durum!
Doktor Ox’un şehre verdiği gaz ile yaptığı deneyin sonuçlarında görüyoruz ki; elinde yetki olan insanların nasılda tanınmaz hale gelebileceklerine şahit oluyoruz. Deney, gerçek hayatta şöyle tahayyül edilebilir mi, kararı size bırakıyorum.
Bir insanı koltuk ve yetki sahibi yapalım ve neler olacağını görelim deneyi!