📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bay Palomar ‘ın gözlemlerine müteakip sorgulamalarına da tanıklık edeceğiniz öykü kitabıdır Calvino ‘nun bu eseri. Ana karakterin ismi de ABD'nin Kaliforniya Eyaleti'ne bağlı San Diego yakınlarında bulunan Palomar Dağı'ndaki bir rasathaneden geliyormuş. Özetle yazarımız, ünlü bir gözlemevinin isminden esinlenerek Bay Palomar’ı yaratmış diyebiliriz.
Yazarımız Bay Palomar’ı şu sözler ile tanımlıyor: Biraz miyop, dalgın, içedönük olduğu için genellikle gözlemci olarak tanımlanan insan tipine girmiyor yapısı. Oysa kimi nesneler özenli ve uzun bir dikkat istercesine hep karşısına çıkıyorlar. Neredeyse farkına varmaksızın bunları gözlemlemeye koyuluyor ve bakışı bütün ayrıntılar üzerinde dolaşmaya başlıyor ve onlardan ayrılamıyor artık. Bay Palomar, bundan böyle dikkatini bir kat daha arttıracak ve ilk olarak nesnelerden kendisine ulaşan bu çağrıları kaçırmayacak; sonra da gözlemcinin etkinliğine hak ettiği önemi verecek yapıda bir araştırmacıdır.
Bay Palomar ’ın gözlemleri her ne kadar betimleme amacında olsa dahi içsel ve düşünsel sorgulamalarla diğer gözlemlerden ayrılıyor demek mümkün. Yazarın bazı hususları tanımlamak için; doğanın düzenini ve düzensizliğini, gerekliliğini, olanağını ve sonsuzluğunu, sessizliğini ve bunların söz olmasını ele aldığını görüyoruz. Bay Palomar özelinde baktığımız vakit en önemli olayın sessizlik ve sözde olduğunu fark edebiliriz diye düşünüyorum. Nitekim Bay Palomar ‘ın karakteri dış görünüş olarak suskun, diğer yandan dilbilimsel olmayan yönüyle “Dünya’nın Yorumuna” yoğunlaşıyor.
Yorumlamalar için bol bol geziyor Bay Palomar, bir bakıyorsunuz sahilde dalgaları gözlemliyor, kafanızı çeviriyorsunuz taraçada kuşlara odaklanıyor sonra bir dönüyorsunuz, bir gezide tarihi tapınaklarda incelemeler yapıyor. Bu nedenledir ki yazımlar "Bay
Zorluk, bizle onlar arasında doldurulamaz bir çukur olmasında. Bizim kuşağımızla onlarınki arasında birşeyler oldu, deneyim sürekliliği kesintiye uğradı: Artık ortak başvuru noktalarımız yok.
Görüşlerini ya da düşüncelerini açıklamak için herkesin kendini paraladığı bir çağda ve bir ülkede, Bay Palomar, harhangi bir şey öne sürmeden önce, dilini üç kez ısırmak alışkanlığını edindi. Dilini üçüncü kez ısırdıktan sonra da, söylemek istediği şeye hala inanıyorsa, söylüyor: İnanmıyorsa susuyor. Bu nedenle haftalar ve aylar boyunca suskun kaldığı oluyor.