Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza muhtemelen daha önce hiç kitabını okumadığınız, çiçeği burnunda hem de meslektaşım olan bir yazar, İlknur Gegek ve onun “Hınç ve Hiç” kitabı ile geldim.
İlk olarak İlknur Hanım’a kitabını hediye edip yorumlamamı istediği için teşekkür ederim.
Kitapta, ömrünün baharında, hayatın içine yeni yeni dahil olmaya çalışan, bütün her şeyin ilgi ve odağı olmayı isteyen, varoluş nedenini ve hayattaki rolünü arayan Cahit adında bir gencin bir anlık yoğun duygu patlamaları nedeniyle işlediği bir cinayet sonucu önce ıslahevi daha sonrada hapishanedeki hayatını konu alıyor.
İşlediği cinayet sonrasında büyük bir vicdan azabı çeken Cahit kendini bulma yolunda neler yaptıklarını okuyoruz. Bu uğraşları sonucunda çocuk olarak hapishaneye giren Cahit, hem yaş hem de kişilik olarak çok fazla büyümüş bir yetişkin olarak hapisten çıktığındaki hayatıda çok fazla sürpriz içeriyor.
Kitabın detaylarına çok fazla girmek istemiyorum çünkü spoiler verebilirim. Kitap zaten kısa okuyan herkes olayları kendi bakış açısından değerlendirsin
Benim kitap hakkındaki görüşüme gelecek olursak, İlknur Hanım gerçekten baştan sona kadar merak edilen çok akıcı bir kitap yazmış. Hikayenin gerçek hayattan alınmış olması da biz okuyucuları kitaba daha fazla çekiyor. Ama kitabın içinde sürekli çeşitli filozoflardan alıntılar yer alması kitabın değerini biraz düşürdüğü kanısındayım. İlk başlarda güzel görünse de daha sonra biraz sıkıyor. Bütün bunlara rağmen daha kariyerinin başında olan bir yazar için ben kitabı genel çerçevede beğendim. Herkese keyifli okumalar..
Hınç ve Hiçİlknur Gegek · Arete Yayınları · 202419 okunma
Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza Amın Maalouf ve onun “Doğu’nun Limanları” kitabı ile geldim. Bu kitabı ilk kez lise yıllarımda okumuştum. Bu da ikinci okuyuşum oldu.
Kitapta, İsyan adında,babası Türk annesi Ermeni bir gencin tıp eğitimi almak için Fransa’ya gitmesiyle kendini bir anda Alman Nazilerine karşı Fransız devrimci gençlik örgütünün içerisinde gizli haberleşme ağı içerisinde bir görevde bulur. İsyan’ın kimi zaman Adana kimi zaman Lyon sokaklarında hayat mücadelesini vermektedir. Bu mücadele sırasında aşıkta olmuş ve başka bir mücadele daha girmiştir. Osmanlı’nın son zamanlarında geçen İsyan’ın inişli çıkışlı, çetrefilli hayatı ile ilgili şimdilik bu kadar bilgi yeter. Daha fazlasını söyleyip spoiler vermeye gerek yok.
Kitabın konusundan bahsettiğimize göre kitabın tahlilini yapabiliriz. Kitabın beğeneni çok fazla ama ne yalan söyleyim bana eksik bir kitapmış gibi geldi. Karakterlerin özelliklerini yazar tam olarak yansıtmada eksik kaldığını düşünüyorum. Ana karakterlerin özellikleri hakkında bile çok fazla bilgiye sahip değiliz. Daha sonra kitabın olay örgüsü içinde zaman çok hızlı geçiyor. Olaylar çok seri bir şekilde kabataslak ilerliyor. Kitabı lezzetlerinde küçük ayrıntılar neredeyse hiç yok. Yine çok fazla savaşın olduğu bir zamanda savaşı çağrıştıracak imgelerin hiç olmaması kitabın eksik kaldığını düşüncesini bende oluşturdu. Yine savaş zamanı insan psikolojilerinin anlatıldığı çok fazla kitapta da gördüğümüz gibi bu psikolojik ögeler de kitapta eksik kalmış.
Anlattığımda spoiler olacağı için bahsedemediğim bir takım mantık hataları da mevcut. İyi bir okuyucu kitabı okuduğunda bu hataları rahatlıkla görebilecektir.
Kitap ne kadar çok akıcı da olsa, süpriz bir sonla da bitse beni çok tatmin etmedi. Hele ki yazar Amın Maalouf olunca kitap
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Selahaddin tutsakların fazladan kalabalık etmemeleri için onları serbest bırakmıştı, ama Richard onları öldürtmeyi tercih eder. Akka garnizonunun iki bin yedi yüz askeri ailelerinden yaklaşık üç yüz kadın ve çocukla birlikte şehir surlarının önüne toplanır. İplerle bağlanarak tek bir et yığını haline getirilir ve kılıç,mızrak,hatta taşlarla üzerlerine saldıran Frenk savaşçılarının insafına terk edilirler. Katliam,tüm kesintiler kesilinceye kadar dek sürer.