Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza çok sevdiğim,kalemine bayıldığım bir yazar olan Jack London ile geldim. Jack London’un “Deniz Kurdu”
Kitap 400 sayfa uzunluğunda,okuması gayet akıcı bir kitap. Zaten Jack London’u okuyanlar bilir ne kadar akıcı yazdığını,olayın içine bizi direkt aldığını. Hatta London genelde doğa ile iç içe romanlar yazdığından hemen mekanın içinde kendimizi buluyoruz. Bu kitapta klasik bir London kitabı.
Kitapta bir arkadaşına ziyarete giden entelektüel,şehir insanı Wayden yaşadığı deniz kazası ile kitaba da ismini veren Kurt Larsen’in gemisinde kendini buluyor ve hikaye başlıyor. Wayden her ne kadar şehir insanı,çıt kırıldım birisiyse Kurt Larsen de adı üstünde tam bir kurt. Denizde görmediği şey kalmamış. Binbir türlü zorluğun üstünden gelmiş ve bu lakabı almış. Ayrıca Kurt Larsen bencil, sert,acımasız,gaddar bir kişiliğe sahip. Tam bir materyalist. Elindeki gücü tutmak için can alan,insaf nedir bilmeyen bir lider. Aynı zamanda kendi kendine okumalar yapan,ünlü kitapları,filozofları okuyan ve bu okudukları üzerine düşünen birisidir. Gemisine Wayden gelince,Larsen bu fırsatı kaçırmaz ve benliğinde oluşturduğu düşünceleri Wayden ile konuşup tartışmaya başlar. Bu tartışmalarda kimi zaman Kurt Larsen gidiyor filozof Larsen geliyor.Kitabın en güzel yerleri de filozof Larsen olduğu zamanlar diyebilirim.Daha sonra gemiye kadın bir yazar gelmesi ile olayların seyri değişiyor ve kitabın tek eksik noktası olan aşkta bu kadınla kitaba girmiş oluyor. Ve aşkın nelere kadir olduğunu bir daha görüyoruz. Daha fazla bahsetmeye gerek yok.
Kimi zaman Larsen’e kızacağınız kimi zaman ona acıyacağınız muhteşem bir kitap. Herkese öneriyorum. İyi okumalar..