Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza yeni tanıştığım bir yazar olan Ayfer Tunç ve onun “Suzan Defter” kitabı ile geldim. Okuma stilini beğendim bir kaç okurun elinde fazlasıyla görmeye başlayınca ben de okumak istedim ve hemen aldım okudum.
Kitap,hayatında çok yanlış kararlar almış, istediği aşkı bulamamış ve boşanmış,babasını erken yaşta kaybetmiş,hayatta tek dayanağı abisi olan-abisine aşırı bağlı- Derya ile yine hayattan bıkmış, insanlardan uzaklaşmış, babasını hiç sevememiş, aşk hayatında kaybetmiş olan Ekmel beyin tesadüf eseri tanışması ile aralarında geçen konuşmaların -ki çoğu muhabbet şeklinde- günlük düzeninde anlatıyor. Benim en beğendiğim kısımda işte bu günlük düzeni. Çünkü kitabın sol tarafı Derya’nın ağzından sağ tarafı ise Ekmel Bey’in ağzından anlatılıyor. Yani bir tarihten diğer tarihe kadar okuyacağınız zaman önce sol sayfaları daha sonra geriye dönüp sağ sayfaları okuyorsunu bu da baya bir keyif veriyor. Hatta çoğu okur basım hatası sanıp-yada sanmış gibi yapıp- sosyal medyalarından kitabı böyle tanıtıyor.
Peki Derya Hanım ile Ekmel Bey ne konuşuyor ? Derya’nın abisi ile zamanında çok tutkulu ve uzun yıllar aşk yaşayan Derya’nın da arkadaşı olan Suzan’ın hayatını ve kendi hayatını harmanlayarak Ekmel Bey ile muhabbetini bu şekilde devam ettiriyor. Bu sayede biz hem Suzan’ın Derya’nın abisi ile aşkını öğreniyoruz hem de Derya’nın kendi hayatından yorumlamalarını,duygularını öğreniyoruz.
Kitap çok güzel çünkü ağır yaşanmışlık yada yaşanamamışlık içeriyor. Öyle cümleler var ki okuyunca dalıp gidiyorsunuz. Ekmel Bey’in hayatı boşvermişliğindeki melankolik falan gerçekten çok güzel. Yaşı 30 a doğru ve 30 üstü artık gençlik yıllarının dibini sıyıran içinde hala biraz acı bulunan hala yalnız yada yaşanmışlıkları çok fazla olan kişilerin bu
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza çok usta bir yazarın ustalık eseri olan bir kitabı ile geldim. Dostoyevski’den “Karamazov Kardeşler”
Uzun süredir kitaplığımda bulunan bu eseri belki de kendim için çok yanlış bir zaman olan yaz ayında okumaya karar verdiğim için çok uzun bir sürede bitti. 1025 sayfa gibi uzun bir eseri yavaş okuduğum bir zaman da okuyarak bir ayı geçkin bir sürede bitirdim. Ama kitaptan hiç kopmadım kitap kendini benden koparmadı. Tabi Dostoyevski’nin küçük bir olayı sayfalarca anlattığı sayfalar yok muydu ? Tabiki de vardı. Betimleme ve detay okumayı sevdiğim için zaman zaman biraz bunaltsada severek okudum.
Karamazov Kardeşler’de üç kardeşin ve babalarının aralarında geçen olayları ve daha sonra bu kardeşlerden birisinin babasını öldürmesini anlatıyor. Kim bu Karamazovlar? Gürültücü,kavgacı,şehvet düşkünü,iyi bir eğitim alamamış üç kardeş ve bir baba. Yani babalarının oğulları(Alyoşa hariç )Nerede bir olay olsa herkesin Karamazovluk yapma diye birbirini tenkit ettiği bir durum olmuş. Yani namları dağları aşmış durumda. Aynı Oblomov’daki “Oblomovluk” gibi. Dostoyevski Karamazov kardeşlerde aslında kendi hayatının çeşitli zamanlarda büründüğü kişiliğini anlatıyor. Dostoyevski’nin birazcık hayatını okumuş olanlar kitabı okuyunca bu karakter tiplemelerinin aslında Dostoyevski olduğunu direkt anlayacaklardır. Biz yinede açıklayalım. Ivan karakteri ile Dostoyevski’nin o melankolik,bedbaht, felsefi düşünceler sonucu sürekli psikolojik nöbetler geçiren tarafını, Dmitri karakterinde, deli dolu, kumarbaz yönünü,Alyoşa ise Dostoyevski’nin hayatının sonlarına doğru dinine sıkı sıkı bağladığı dindar yönünü temsil eder. Romandaki baba Karamazov ise Dostoyevski’nin gerçek babasını temsil ediyor. Kumarbaz,ilgisiz,kavgacı ve şehvet düşkünü. Yani bu
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma