Bilinmeyene dair fikirlerimizi genellikle bilinene ilişkin kavramlarımızla renklendiririz. Ölüme uyku diyorsak, bunun sebebi dıştan bakıldığında uykuya benzemesidir; ölüme yeni bir hayat diyorsak, bunun sebebi hayattan farklı bir şeye benzemesidir. Gerçekliği hafifçe yanlış algılayarak umutlarımızı ve inançlarımızı kurarız. Mutluymuş numarası yapan küçük çocuklar gibi, pasta diyerek küçük kırıntıları yiyerek yaşıyoruz. Ne var ki hayat bundan ibaret işte; hiç değilse hayatın genel olarak medeniyet diye bilinen o özel sistemi. Medeniyet, bir şeye ona ait olmayan bir isim verip sonra bunun üzerine hayaller kurmaya dayanır. Sonra gerçek hayale eklenmiş sahte isim yeni bir hakikat yaratır. Nesne başka bir şeye dönüşür, çünkü onu değiştiririz. Hakikatler üretiriz. Hammadde aynı kalır ama sanatımız ona, başka bir şeye dönüştüren bir biçim verir. Çam ağacından bir masa hâlâ çam ağacıdır ama aynı zamanda masadır. Masada otururuz, çam ağacında değil. Aşk cinsel bir içgüdü olmasına rağmen cinsel dürtüyle değil, başka bir duygunun tasavvuruyla âşık oluruz ve bu tasavvur da zaten bir diğer duygudur.
Yaşadığım her şeyi unuttum, hayatımı sanki hayal meyal bir yerlerden duymuş gibiyim. Yaşayacağım şeyler ve olacağım kişi bana hiçbir şey hatırlatmıyor, sanki hepsini yaşamış ve unutmuş gibiyim.
Benim için hayat, uçuruma giden otobüs gelene kadar kalmak zorunda bırakıldığım yol kenarındaki bir handır sadece. Otobüs beni nereye götürecek bilmiyorum, çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Bu hanı bir hapishane olarak düşünebilirim çünkü içinde beklemeye zorlanıyorum; bir sosyal merkez olarak da görebilirim çünkü burada başkalarıyla karşılaşıyorum. Fakat ne sabırsızım ne de sıradan. Uyumadan yataklarında yayılmış halde bekleyenleri, mahsur kalmaya istekli olanları ve salondan kolayca kulağıma kadar gelen şarkılar ve sesler eşliğinde sohbet edenleri kendi hallerine bıraktım. Tek başıma kapının önünde oturmuşum, bir yandan manzaranın renklerini doya doya izleyip seslerini doya doya dinliyor, diğer yandan beklerken bestelediğim kısacık şarkıları bir başıma hafifçe mırıldanıyorum.
Gece hepimizin üzerini örtecek ve otobüs gelecek. Zevk alıyorum üstüme doğru gelen esintiden ve bu esintiden zevk almam için taşıdığım ruhtan, artık hiçbir şeyi sorgulamıyor ya da aramıyorum. Eğer gezginler kitabımda yazdıklarımı gelecek bir zamanda, başkaları seyahatleri sırasında okuyor ve aynı zamanda zevk alıyorlarsa, o zaman sorun yok. Eğer okumuyor ya da zevk almıyorlarsa, bunda da bir sorun yok.