Ozanın dediği gibi, Ölüm yaşamımızın iki ucundan tutmakta: Yaşlılık ölüme, çocukluktan daha yakın değildir.
Granada’da bir bebeğin bakımının en zor bölümü, ilk altı aydan birinci yaşının sonuna değin olan süreçtir, derler. Annesinin sütünden kesilen birçok bebek, uzun süre dayanamadan yaşamdan ayrılmıştır. O nedenle çocuklarının giysilerinin içine, nazardan, türlü büyüler ve taşıyanı hastalıklardan ve kem gözlerden koruyan kargacık burgacık gizemli yazılarla yapılan muskalar dikilirdi. Çok özel, “kurttaşı” diye bilinen bir büyü vardı; güçlüydü; yabanıl hayvanın başına konulursa ehlileşeceğine inanılırdı.”…
“Dindar kişiler bu tür uygulamaların dine aykırı olduğuna inanırlardı, fakat eşlerini ya da annelerini buna inandıramadıkları için, kendi çocuklarının da muska taşımasına engel olamıyorlardı.”…
“Beni böyle güçsüz yaratmış olan Ulu Tanrım, bir gün beni güçsüzlüğümden kurtaracak mı?”
“Yılbaşından bir önceki gece Granada’ya, Basta savunmasına ilişkin yeni haberler geldi. Söylendiğine göre Kastilyalılar Basta’da yiyeceğin azaldığını öğrenmişlerdi. Yahya onlara durumun tam tersini kanıtlamak için bir tür oyun hazırlamış, kalan yiyeceklerin ve depolardaki eşyaların hepsini bir yerde toplatarak Hıristiyanlardan bir delegasyonu görüşmek için kente çağırmış. Fernando’nun elçileri kente girip de her türlü yiyeceğin ve eşyanın bolluğunu görünce şaşırmışlar, durumu krallarına bildirmişler, kent halkının açlıktan ölmesini beklemenin boşuna olduğunu, bunun yerine kenti savunanlarla onurlu bir anlaşma yapılması gerektiğini söylemişler.”
Isabel de Solis - Süreyya
“Sultan herkesi Süreyya’nın giderken bıraktığı hamam tasından su içmeye çağırmış.” Suyu içmeyi reddeden vezir Ebu’l Kasım şöyle demiş “eğer o salçadan(sos) tadarsam keklik için de iştahım açılır diye korkuyorum.”
Konuklara tabaklar içinde badem, çam fıstığı, fındık, kuru ve yaş meyveler, enginar, fasulye, türlü türlü börek ve turşu sunuluyordu. Bu sunuların doymak için mi yoksa susuzluğu artırmak için mi yapıldığı belli değildi. Çok sonraları Konya’da bulunduğum sıralar öğrendiğime göre içki içerken çerez yeme alışkanlığı eski Romalılarda da yaygınmış ve bu tür yiyeceklere nucleus adı verilirmiş. Granada’da bu tür yiyeceklere verilen nukl adı acaba nucleus’tan mı gelmekteydi? Her şeyin kökenini yalnızca Tanrı bilir!