Canan G

Oligarşi
Öte yandan servet, esas güç değildir, esas gücün aracıdır. İktidar, devlettir. Bugün devleti kim kontrol ediyor? 20 milyonluk kitlesiyle proletarya mı? Siz bile bu lafa gülüyorsunuz. Peki, sekiz milyon kişiyle orta sınıf mı? Onların kontrolü proletaryadan fazla değildir. O halde devleti, hükümeti kim kontrol ediyor? Çeyrek milyonluk önemsiz sayısıyla Oligarşi mi? Ondan mükemmel bir hizmet almasına rağmen devleti ve hükümeti kontrol eden, bu çeyrek milyonluk kitle değildir. Hükümeti kontrol eden, Oligarşi’nin beynidir ve bu beyin, küçük ama güçlü yedi gruptan oluşur. Unutmayın bu gruplar fiilen birlikte hareket eder. Aralarından sadece birinin, demiryolu grubunun gücünü size göstereyim. Mahkemelerde davacılara karşı zafer kazanabilmek için kırk bin avukat çalıştırır. Yargıçlara, bankerlere, gazete yöneticilerine, bakanlara, üniversite hocalarıyla eyalet meclisleri ve Kongre üyelerine sayısız serbest biniş kartı verir. Bütün eyaletlerin başkentlerinde ve Washington’da son derece lüks lobi salonları tutar. Bütün şehir ve kasabalarda önseçimlere katılmak, siyasi toplantılar tertip etmek, mahkeme jürileri…
Sayfa 145·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Tröstler
Amerika’da bu akşam tam on bin kent ve kasaba, Standard Oil’in sahip olduğu veya kontrol ettiği şirketlerce sağlanan elektrikle aydınlanıyor. Bir o kadar şehrin elektrik iletim hatları (kentsel, kırsal, şehirlerarası) yine Standard Oil’in elinde. Bu on binlerce yerleşim birimine elektrik sağlayan binlerce şirketin vaktiyle sahipleri olan küçük kapitalistler artık yok. Bunu iyi bilirsiniz. Aynı sizin de giderek yok olduğunuz gibi. Küçük üreticiler de çiftçilere benzer ve nereden bakılırsa bakılsın, bugün her ikisi için de bir tür feodal kira sistemi geçerlidir. Yine sanatçılar ile çeşitli meslek erbabı, adları hariç her şeyleriyle köledir. Politikacılarsa onların kâhyasıdır. Siz Bay Calvin, neden gecenizi gündüzünüze katarak çiftçilerle orta sınıfın kalan mensuplarını örgütleyip yeni bir parti kurmaya çalışıyorsunuz? Çünkü mevcut partilerdeki politikacıların sizin atalara dönüş fikrinizle hiç işi olmaz. İşi olmaz çünkü dediğim gibi onlar Oligarşi’nin kâhyasıdır, uşağıdır. Sanatçıların ve çeşitli meslek erbabının köle olduğunu söyledim. Başka nedirler? Öncelikle profesörler, vaizler, gazete editörleri ancak Oligarşi’ye hizmet ederlerse işlerinde kalabilirler. Bu hizmet, Oligarşi’ye zararı olmayan ya da onun tarafından tavsiye edilen fikirlerin propagandasını yapmaktır. Oligarşi’yi tehdit eden fikirleri yaydıkları anda işlerini kaybederler ve kara günler için kenara üç beş kuruş koymadılarsa işçi sınıfının yanına inip ya yok olurlar ya da eylemci emekçiler haline gelirler. Unutmayalım, kamuoyunu şekillendiren ve halkın düşüncelerini belirleyen, basın, vaaz kürsüsü ve üniversitedir. Sanatçılara gelince Oligarşi’nin bayağı zevklerinin nazını çekmekten öte bir şey yapmayacaklardır.
Sayfa 144·Kitabı okudu

Canan G

, bir kitap okudu
9/10
·336 syf.·
Beğendi
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 22:51
·
2026 12. kitabı
Jack London
8.2/10 · 19,4bin okunma
Jacksonların Gerçeği
İçinde yaşadığım toplumu, insanların yüzleri üzerinden daha yakından görmeye ve derinlerdeki ürkütücü gerçekleri fark etmeye başlamıştım. Jackson’a karşı bir komplo varmış gibi geliyordu. Davasını haysiyetsizce kötü götüren mızırdak avukata karşı içimde bir sempati dalgası oluştuğunu fark ettim. Öte yandan komplo giderek büyüyordu. Artık tek hedef Jackson değildi. Fabrikada sakat kalan bütün işçilere yönelik bir komplo söz konusuydu. Bu fabrikadaki işçilere karşı böyle bir şey varsa neden diğer fabrikalardakilere karşı olmasın? Hatta tüm işkollarında faaliyet gösteren bütün işyerleri ve fabrikalar için de aynı şey geçerli değil miydi? Eğer böyleyse, toplum bir yalandı. Kendi vardığım sonuçlardan kendim ürkmüştüm. Gerçek olamayacak kadar acı ve kötüydü. Ama Jackson ortadaydı, kolu ortadaydı, elbisemi lekeleyen ve çatımızdaki kirişlerden damlayan kan ortadaydı. Üstelik birçok Jackson vardı. Bizzat Jackson’ın söylediği gibi sadece bu fabrikada yüzlercesi vardı. Ondan bir türlü kurtaramıyordum kendimi.
Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu