Uçurtma demiş ki: "Ah! İpim olmasaydı!" Kant'ın güvercini daha ileri gitmiş: "Bir de şu hava olmasaydı!" demiş. Her ikisi de kendilerini gökyüzüne yükselten şeyin bu iple, hava olduğunu unutmuşlar...
Yazı yazarak hayatını geçirmeye çalışan bir adamın öyküsünü belki de otobiyografisini okuyoruz.
Açlıkla boğuşurken onurunu korumak isteyen bir adam, aynı zamanda belki de ruh hastası. Yazar bilinç akışı tekniğini taa ne zamanlarda kullanarak yazmış.
İlginç bir eser ancak ben çok da sevemedim. Açlığın krampını midemde hissettim okurken. Açlıktan kendi parmağını yemeye çalışması gerçekten de insanın içine işleyen bir sahneydi.
Farklı bir tarz, iyi okumalar.
"Filozoflar ölümden başka birşey düşünüyor mu sanıyorsun?"
"Onlar ölümü dert eder," dedi genç mezarcı, "Ama ölüleri umursamazlar."
Yine Burhan Sönmez ve yine muhteşem bir dil, duygu yükü. Haymana 'dan Cambridge'e uzanan bir öykü. Brani Tawo belki de yazarın ta kendisi. İnsomnia, yurdundan kaçış, geride bıraktığı anılar, hayatlar , aile öyküsü. Bir fotoğraf makinesinin ardına gizlenen yaşamdan kesitler...
Anlaşıldı Burhan Sönmez 'in tüm kitapları okunacak.
İyi okumalar kitapseverler ve kitapseçerler...