"Bak" dedi. "aşagıda Mor Mihayel Kilisesi nin ışıkları görünüyor, yukarıda ise Şeyh Zırrar Camii'nin ezan sesi geliyor. Sen şimdi ikisinin arasındasın. Acele etme, zamanla ögrenir, kendine uygun peygamber seçersin, belkide seçmez, öyle yaşarsın."
"Peygambersiz insan mı olurmuş?"
"Olur elbette, sen peygamberli olanlara da bakma, çoğunun inandığı yalnızca kendileridir de herkesten gizlerler. Yaşın biraz büyüsün, kendin karar verirsin. Ben senden iki şey isterim, iyi biri olmanı ve çalışkan olmanı. İnsana bu yaraşır."
"Sen Hazreti İsa'ya inanıyorsun, ama başka peygamberlere inanan ölüler için de mezar taşı yapıyorsun, bu nasıl oluyor?"
"Avdo, diriler bazen iyidir ölüler ise sonsuza kadar iyidir."
Burhan Sönmez'in okuduğum 3 kitabı içinde en favorim olanı bu kitap. En favorim diyorum çünkü hepsi birbirinden güzel. 20. yüzyıl olaylarını mezar taşı ustası Avdo üzerinden çok tatlı ve hüzünlü hikayelerle anlatıyor. Haymana ovası, Mezopotamya, Ankara Cezaevi, Madımak, Adnan Menderes suikastı, 80 darbesi, Dersim olayları, işkenceler, bir dönem arabesk şarkıların radyolarda yasaklanması ve daha bir sürü şeye kısaca değip geçiyor. Keşke daha uzun yazsa diyorum bu adama. Hikayelerin tadı damağımda kalıyor.
Hatta onun anlattığı hikâyelerin çoğunu da annem bana küçükken anlatırdı. Özellikle yaşlı köylü teyze ile kurnaz tilkinin hikâyesini , biraz daha farklı versiyonla, çocukken anneme hep anlattırır, çok severdim. Çocukluğumdaki tadı yetişkinliğimde yaşıyorum bu yazarla. İyi ki yazıyorsun Burhan Sönmez! İyi ki tanışmışım kitaplarınla.