bitirirken bittiğim kült roman.
kitapların efendisi martin eden ...
ben bu kitap için uzun uzun yorum yapacağım.
bu kitabı en son lisede okumuştum ama yıllar içinde içeriği zihnimde silikleşmişti.
bu kitap gerçekten dolu dolu
hayatın her alanını size sorgulatıyor.
insan ilişkileri , görünme çabası, var olma ihtiyacı ; kendini yeniden yaratma, kendini sorgulama ,güçlülerin ikiyüzlülüğünden aciz olduklarını algılama ...
kitapta kaç cümlenin altını çizdim hiç saymadım sayamadım.
martın eden in sevdiği kız olan ruth, üniversitede edebiyat bölümü öğrencidir.
denizci olan martın kızı görür görmez aşkı hiç yaşamadığını fark eder.
oysaki hayatında sayısız kız tanımıştır.
kendi çapında kadınları tanıdığını onları artık keşfettiği düşünüyordur.
ama ruth un farklı olduğunu, tanıdığı hiçbir kadına benzemediğini ona diğer kadınlara davrandığı gibi davranmayacağını anlamıştır.
bir yol arayışına girerken aslında kendisinin ruth için yetersiz bir kişiliğe sahip olduğunu ,kendisini geliştirirse ruth etkileyebileceğini bulmuştur.
böylelikle kendini kitaplara adar.
bütün hayatı kitaplar olur.
sonra yazmaya başlar
yazar yazar yazar…
fakirlik içinde saatlerce kitap okur ve yazar.
bilgilendikçe ,kendini geliştirdikçe , öğrendikçe insanların aslında ne kadar sığ olduğunu , insanların hakikatten uzaklaştığını , güçlülerin aslında güçsüzleri ezerek var olduğunu
güçsüzlerin kendi güçlerinin farkında olmadığını satırlarda uzun uzun anlatır bize .
siz kitabı bir aşk romanı olarak okumaya başlarsınız.
ama sonra kendinizi felsefe ,tarih , psikoloji bilgileriyle
hayatı , insanları , sistemi düşünürken onları eleştirirken bulursunuz.
aslında kendini bulmaya çalışırken kendine yabancılaşma öyküsüdür martın eden .
bilgisiyle kültürüyle kendisi karşımızda ütopik bir karakter olarak dursa