Hemdem

Zikir, sırf Lâfzatullah'ın tekrarından ibâret değildir. En geniş mânâsıyla zikir, dilin tekrarına ilâveten, kalbin her gördüğü varlıkta dâimâ Cenâb-ı Hakkı hatırlamasıdır. Toprak terkibine baktığında, orada sergilenen ilâhî kudret tecellîlerini düşünmesidir. Kendine, evlâdına, çevresine baktığında, bunlarda sergilenen ilâhî nakışları ibret nazarıyla seyretmesidir.
Reklam
Zikir; kuru kuruya bir tekrar faaliyetinden ibaret değildir. Bilakis kâmil mânâda bir zikir, Hakk'ın azametini tefekkür ederek, ilâhî kudret akışları karşısında duygulanarak, gönlü Allah'tan uzaklaştıran her şeyden arınarak, Allah ile kalben beraberliği temin etmektir. Âyet-i kerîmede buyrulur : "Rabbinin ismini zikret ve bütün varlığınla O'na yönel."
(el-Müzzemmil, 8)·Kitabı okuyor
Mevlânâ Hazretleri buyurur :
(Gerçek) zikir, düşünceyi harekete geçirir. Zikri, şu donmuş fikre bir Güneş yap.
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri buyurur :
Çok zikir; adedi fazla olan değil, gafletten sakınarak ve huzûr ile yapılan zikirdir.
Zikrin Önemi
"Ey îmân edenler! Allah'ı çokça zikredin!" âyet-i kerîmesinin tefsîrinde İbn-i Abbas şöyle demiştir: "Allah Teâlâ, kullarına farz kıldığı (namaz, oruç, zekât gibi) her ibadete belli bir sınır tâyin etmiştir. Bu hususta mâzeret sahibi olanların özürlerini de kabûl etmiştir. Ancak zikir, bunun dışındadır. Allah Teâlâ, zikir hakkında nihâyetine erilebilecek bir sınır tâyin etmemiştir. Aklını kaybedenden başka, zikri terk eden hiç kimsenin mazeretini de kabul etmez. Cenâb-ı Hak insanlara her halükarda zikir halinde olmalarını emretmiştir.
(el-Ahzab, 41) / Taberi, Cămiu'l-Beyan an Te'vili Ayi'l-Kur'an, XXII, 22; Kurtubi, XIV, 197)·Kitabı okuyor
Reklam