**Yalnızca kendini daha iyi duruma getir,düzelt,iyileştir,yalnızca kendini yola getir,uslandır,ıslah et.Dünyayı iyileştirmek için yapabileceğin tek şey budur.
#215606366#214705663
O halde buraya tefsir dersinden bir not ekliyeyim :
Allah dostları demişler ki ; ihlas, bir kulun zahirdeki ve batînda ki ibadetlerinin müsavvi (denk) olmasıdır. Bu ne demektir? Mesela, namaz kılmak çok hoşuna gidiyor. Sabahlara kadar teheccüd kılıyorsun, evvabin, kuşluk kılıyorsun ama ben kindar biriyim ölsem affetmem diyorsun. İşte ihlas, namaz gibi batîni bir amel olan affetme duygusunun sende eşit olmasıdır. Gönlünün namazı sevdiği gibi affetmeyi de sevmesidir.Mesela tesbih çekmeyi çok seviyor günde 10 bin ihlas okurum, 20 bin salavat çekerim diyorsun ama tebliğ yapmam her koyun kensi bacağından asılır ben karışmam diyorsun.
Kur'ân ile bir kısım insanların hidâyete ulaşamaması, onu bütün insanlar için hidâyet vesilesi olmaktan çıkarmaz. Nitekim kör, görmese de güneş yine güneştir. Safra hastalığı olan tadını farketmese de, bal yine baldır. Koku alamayan kimse, kokusunu alamasa da misk yine misktir. Deniz coşup dururken susuzluktan yanana, ay parlayıp dururken karanlıkta kalana, güzel kokular varken iğrenç koku alana, yeşilliklerin karşısında çorak yerde durana yazık, hem de çok yazık!
Nebî (s.a.v) ashabıyla yürürken ayakkabısının bağı koptu, O hemen “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn”dedi. Ashabı:
“–Bu da musibet midir?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v):
“–Evet, mü’mini üzen her şey musibettir” buyurdular.
(İbnü’s-Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle, s. 313/353)
*****
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in kandili sönüvermişti. “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” dediler. Kendisine:
“–Yâ Rasûlallah, bu musibet midir?” diye soruldu.
“–Evet, mü’mine eziyet veren her şey onun için musibettir ve ecir vesilesidir” buyurdular.
(Süyûtî, ed-Dürrü’l-mensûr, I, 380)
*****
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Bir müslüman herhangi bir musibete uğrar da aradan uzun zaman da geçse onu hatırlayıp yeniden “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” derse Allah teâlâ o esnada ecrini yeniler, musibete uğradığı gün ona verdiği ecrin bir mislini ona tekrar ihsan eder.”
(Ahmed, I, 201; İbn Mâce, Cenâiz, 55)
*****
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: