🌹 Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu :
Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:
“Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:
- Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâbeder.
Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.
(Buhârî, Bedü’l-halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (19),7
🌹 Meryem sûresi’nin 96. âyetinde şöyle buyurulmaktadır: “İman edip yararlı işler yapanlara Rahman olan Allah (gönüllerde) sevgi uyandırır.” Abdullah İbni Abbas (ra) âyetteki bu “sevgi uyandırma”yı, “Allah’ın onları sevmesi ve sevdirmesi” şeklinde yorumlamıştır. Böylece âyet ile hadisimiz arasındaki uyum tam mânasıyla ortaya çıkmıştır.
İnsanlar, toplumdaki durumlarına bakarak, Allah katındaki yerlerinin ne olduğunu tahmin edebilirler.
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları
Velhasıl kelam Allahu Teala bizi sevince zaten hayat ve insan ilişkileri akışkan bir hâl alıyor. Ekstra bir çaba gerektirmiyor.Yorulmuyoruz.
Yanlış anlaşılarak bencilliği sevk eden şöyle bir konuda var, karşıma çıkıyor :
"Yaratılmışları razı etmek için yaratılmadık. Allahu Teâlâyı razı edelim yeter"
Burada İnsanları tamamen yok saymak değil; fakat onları merkeze koymamak var…İnsanları kırmamak ahlâktır,ama hakikatten taviz vererek onları razı etmeye çalışmak zaaftır.