Hemdem

Zamanımızda, cehaletin ifrat derecesini nezafet ve temizlik sayan bir gruba sıra gelmiştir. Maalesef bu grup, cehaletin ifratından gelen zahiri temizlikleri dinin temel ve esası olarak kabul etmektedirler. Vakitlerinin çoğunu gelinleri süsleyen, tel ve duvak takan kadınlar gibi zahiri süslere hasretmektedirler. Bâtınları ise, harap olduğu gibi, kibir, ucup, cehalet, riya ve nifak pislikleriyle de doludur.
Reklam
"İyi hissetmeyen bir insana,sözleriniz değil dinlemeniz iyi gelir.Konuşursa söylediklerini, konuşmazsa sessizliğini dinleyin.İstemedikçe tavsiye vermeyin.Sormadıkça yorum yapmayın. Anormalmiş gibi hissettirmeyin,sessizce yanında olun.Koşulsuzca kabul edip alan verin."
İnsanlar üç zümredir :
- Sen kendisini incitmediğin halde o seni incitir. - Sen kendisini incitirsen o da seni incitir. - Sen kendisini incitsen de o seni incitmez. Bir mümini incitmeden sabahtan akşama varan kimse o gün akşama kadar Hz.Peygamber (sav) ile yaşamış gibi olur. Eğer mü'mini incitirse Allah onun o günkü ibadetini kabul buyurmaz. Ebul Hasan Harakani (k.s.)
🌹 Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu : Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e: “Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına: - Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâbeder. Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır. (Buhârî, Bedü’l-halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (19),7 🌹 Meryem sûresi’nin 96. âyetinde şöyle buyurulmaktadır: “İman edip yararlı işler yapanlara Rahman olan Allah (gönüllerde) sevgi uyandırır.” Abdullah İbni Abbas (ra) âyetteki bu “sevgi uyandırma”yı, “Allah’ın onları sevmesi ve sevdirmesi” şeklinde yorumlamıştır. Böylece âyet ile hadisimiz arasındaki uyum tam mânasıyla ortaya çıkmıştır. İnsanlar, toplumdaki durumlarına bakarak, Allah katındaki yerlerinin ne olduğunu tahmin edebilirler. Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları Velhasıl kelam Allahu Teala bizi sevince zaten hayat ve insan ilişkileri akışkan bir hâl alıyor. Ekstra bir çaba gerektirmiyor.Yorulmuyoruz. Yanlış anlaşılarak bencilliği sevk eden şöyle bir konuda var, karşıma çıkıyor : "Yaratılmışları razı etmek için yaratılmadık. Allahu Teâlâyı razı edelim yeter" Burada İnsanları tamamen yok saymak değil; fakat onları merkeze koymamak var…İnsanları kırmamak ahlâktır,ama hakikatten taviz vererek onları razı etmeye çalışmak zaaftır.
Gönderi kullanım dışı
Yemekten sonra şu üç şey yapılmazsa, yenilen yemek kalbe katılık verir. Katılığın olmaması için ; Bir cüz Kur'ân-ı Kerîm okumalı veya İki rekât namaz kılmalı ya da En az yüz kere Allâh-u Teâlâ'yı zikretmeli. Mahmud Ustaosmanoğlu