Öyle bir yaşama hır gürüne kaptırmışız ki kendimizi, elimizden kayıp giden günlerin farkına varmıyoruz. Tespih tanesi gibi arka arkaya diziliyor günler. Birbirinin tıpatıp aynı. Sabah kahvaltısı, sonra iş, derken biraz kavga, biraz sevinç, biraz telaş, bolca fesatlık, bir başkasının kuyusunu kazma oyunları ve akşam... televizyon karşısında geçirilen uykulu saatlerde kimin kiminle fingirdeştiğini izlemek ve sonra cuppa yatak. Ne için? Ertesi gün yine aynı şeyleri tekrarlamak için!!
Evren ölçeğinde kelebek ömrü kadar bile olmayan insan yaşamını böyle gerginliklerle ziyan etmeye değer mi? Bir parça alçakgönüllülük, gündelik hırslardan birazcık arınma dünyayı cennete çevirmeye yeter.