Akılcılık o zamanlar bir kurtarıcı olarak düşünülmüştü, ne Sokrates’in ne de “hastalarının” keyfine kalmıştı akılcı olmak — de rigueur’dü, onların son çaresiydi bu. Tüm bir Yunan düşünmesinin, kendini akılcılığın üstüne atışındaki fanatizm, bir acil durumu ele veriyor: tehlikedeydiler, tek bir seçenekleri vardı. Ya yok olmak ya da — abes -akılcı olmak...
(de rigueur - Zorunlu, kaçınılmaz)