Canon Daddy

Canon Daddy
@CanonDaddy
Azərbaycan
1998
89 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Kahve gibi tütün de uzun süre ataerkil toplumun bir simgesidir. Eskiden İngiliz kahvehanelerine adımını bile atamayan kadınların tütün içmesine de izin verilmez. Tütün içen kadın, 17.-19. yüzyıl arasındaki karikatürlere konu olmuştur. Tütün içmek 19. yüzyılda feminist hareket için yeni bir simgesel anlama kavuşur. George Sand ve Lola Montez gibi aydın kadınlar toplum içinde göstere göstere tütün içerler. Pantolon giyme hakkı gibi tütün içme hakkı da talep edilir. 1840'lı yıllardan kalma, zoraki bir mizahla yazılmış bir gazete yazısı, ataerkil toplumun bu durumu nasıl bir anlayışsızlıkla karşıladığı konusunda bir fikir verir: "Kadın hareketi Almanya'da, özellikle de Almanya'nın en entelektüel kenti Berlin'de garip bir gelişim gösteriyor. Bu hareket şaşırtıcı sonuçlar doğuruyor. Berlin'in parlak çevrelerinde 19-20 yaşındaki kızlar Guizot, Thier ve yeni yasalar hakkında öyle kendinden emin bir tavırla konuşuyor ki, hayal gördüğünüzü sanıyorsunuz. Bu minyatür George Sand'ların çoğu sigara içmekten de geri kalmıyor; hatta geçenlerde zarif bir hanım, puro içen bir beyefendiyi sokak ortasında durdurarak purosunu yakmasını rica etmiş. Aman ne güzel! Fazla sürmez, bu kadınlar pantolon da giyer, erkekleri kamçılayarak mutfağa sürer ve çocuklarını at üstünde emzirirler! Bir de hanımlar kahvehanesi kuruluyormuş, orada kadınların durumu tartışılacakmış, purolar tüttürülecek, en yeni dergiler okunacakmış, kısacası beyler gibi davranılacakmış. Berlinli kocalar sevgili karılarını ağızlarındaki purolarla bağırlarına basınca ne de sevinirler ama! Tövbe, tövbe!"
Sayfa 123·Kitabı okudu
Tarih
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
(Nikotin, adını, 16. yüzyılın ortasında tütünü Fransa'ya getiren, Portekiz sarayındaki Fransız elçi Jean Nicot' dan alır)
Sayfa 109·Kitabı okudu
Tarih
19. yüzyıla kadar geçerliliğini inatla koruyan eski bir iddiaya göre, çikolata afrodizyaktır. 17. yüzyılın sonuna ait bir eserde bu durum kibarca şöyle ifade edilir: "Belirli görevlerin yerine getirilmesi için çikolatadan medet umuluyordu." 17. ve 18. yüzyılda çikolata bu açıdan da kahvenin zıddıdır yani. Zira bildiğimiz gibi, kahve vücuda son derece zararlı ve anti-erotik bir içecek olarak görülür. O dönemin anlayışına göre, kahve zihne verdiklerini bedenden geri alır. Oysa çikolata için tam tersi geçerlidir: Vücudu ve cinsel gücü besler. Protestan münzeviliğine karşı Barok-Katolik bedenselliği temsil eder.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Tarih
İspanyollar 16. yüzyılın başında çikolatayı Meksika'dan anavatana getirirler ve çikolata İspanya'nın Yeni Dünya üzerindeki ticaret tekeli sonucunda bir asır boyunca salt İspanyolların meselesi olmayı sürdürür. (Çikolata o dönemde İspanya dışında yalnızca İtalya ve Hollanda'daki İspanyol yerleşimlerinde bilinir.) 17. yüzyılda önce dini oruç içeceği, daha sonra dünyevi moda içecek olarak spesifik İspanyol kimliğine kavuşur. Madrid sarayının bir tür statü sembolü, İspanyol saray hayatının bir parçası haline gelir, ki 17. yüzyılda Avrupa'nın en güçlü ve gözde sarayı, Versailles'dan bile önde gelen İspanyol sarayıdır.
Tarih
Çikolatanın olumsuz özelliği, kahve ve çay gibi uyarıcı etkide bulunmamasıdır ama yüksek beslenme değeriyle bunu telafi eder. Katolik dünyasında bu kadar önemli olmasının nedeni işte bu özelliğidir. Sıvı orucu bozmadığı (Liquidum nan frangit jejenum) için, çikolata oruç döneminde besin ikamesi görevini görür. İki Katolik ülke İtalya ve İspanya'da hayati öneme sahip bir besin maddesi haline gelmesinin nedeni budur.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Tarih