Beden, beyin ve zihin, 21. yüzyılın temel ürünleri olarak konumlanırken bunları üretmeyi bilenlerle bilmeyenler arasındaki fark Dickens İngiltere'siyle Mehdi'nin Sudan'ı arasındakinden çok daha derin olacak. Hatta Sapiens ile Neandertaller arasındakinden bile daha büyük bir farka şahit olacağız. 21. yüzyılda ilerleme trenine yetişenler, yaratmanın ve yok etmenin ilahi kudretini elde ederken, geride kalanlar yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacaklar.
21. yüzyılın başında ilerleme treni bir kez daha perondan ayrılmak üzere. Bu belki de Homo sapiens isimli perondan yapılacak son sefer olacak ve treni kaçıranların ikinci bir şansı olmayacak. Trende bir yeriniz olsun istiyorsanız bu yüzyılın teknolojisini, özellikle de biyoteknolojiyi ve bilgisayar algoritmalarının gücünü kavrayabilmeniz gerekiyor.
Marx'tan önce insanlar kendilerini üretim biçimlerine göre değil dini inançlarıyla tanımlıyor ve buna göre ayırıyorlardı. Marx'la beraber teknoloji ve ekonomik yapı üzerine cevap aranan sorular, ruh ve öteki dünyayla ilgili münakaşalardan çok daha kıymetli hale geldi.
Sosyalistler yeni cesur dünya için yeni cesur bir din yarattılar. Teknoloji ve ekonomiyle gelen bir kurtuluş vaadi inşa ederek ideolojik söylemi temelden değiştirdiler ve tarihin ilk tekno-dinini kurdular.
Her buluş çok farklı şekillerde uygulanabileceği için mühendisler hayati kararlarda bir hedefi işaret ederek istikamet belirleyecek peygamberlere ihtiyaç duyar. Bu yüzden teknoloji dine muhtaçtır.