Canon Daddy

Canon Daddy
@CanonDaddy
19. yüzyılın başında modern eğitim sisteminin baş mimarlarından Wilhelm von Humbolt, varlığımızın amacını "olabildiğince çok deneyimin süzülerek bilgeliğe dönüşmesi," olarak açıklar. Ayrıca, "Hayatın zirvesi her şeyin tadına bakmaktır," der.
Sayfa 251·Kitabı okudu
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çay içmeyi ele alalım. Güne gazetemi okurken yanında bir bardak bol şekerli çayla başlarım. Aslında çay şekerin bahanesidir. Bir gün şekerle gazete arasında çayın tadını pek de almadığıını fark ederim. Koyduğum şekeri azaltır, gazeteyi bir kenara bırakır, gözlerimi kapar ve çaya odaklanırım. Kendine has kokusunu ve lezzetini duyumsarım. Kısa sürede kendimi siyah ve yeşil çay gibi farklı türleri denerken bulurum, enfes tatlarla hassas karışımları karşılaştırırım. Birkaç ay içinde süpermarketlerde satılanları bırakıp çayımı aktarlardan almaya başlar, Çin'in Siçuan eyaletindeki Ya'an dağlarının eteklerinde yetişen, panda dışkısıyla gübrelenmiş "panda dışkısı çayı"ndan ayrı bir keyif duymaya başlarım. İşte böylece çay hassasiyetimi bardak bardak damıtır ve bir çay eksperi haline gelirim. Çay içme ritüellerimin ilk günlerinde bana Ming Hanedanlığı'ndan kalma porselen bir fincanda panda dışkısı çayı sunmuş olsaydınız, kıymetini bilemez, bu özel çaya karton bardaktaki poşet çaydan farklı davranamazdım. Hassasiyetiniz olmayan bir konuyu deneyimleyemezsiniz, tıpkı uzun bir deneyimleme sürecinden geçmeden hassasiyet geliştiremeyeceğiniz gibi.
Sayfa 250·Kitabı okudu
Tarih
Ortaçağ Avrupa'sında bilginin temel formülü belliydi: Bilgi = Kutsal Metinler x Mantık. İnsanlar önemli bir soruyu yanıtlamak istediklerinde kutsal metinleri okur ve mantık yürüterek okuduklarını yorumlardı. Örneğin Dünya'nın şeklini belirlemek isteyen alimler, uygun göndermeler bulabilmek için İncil'i karıştırırdı. Tanrı, "[...] yeryüzünün uçlarını tutsun, oradaki kötüler silkilip atılsın diye," {Eyüp 38:13) diyordu. Tanrı "tutsun diye" dünyanın "uçları" olduğuna göre yeryüzü düz olmalıdır çıkarımını yapardı alimler. Bu yoruma itiraz eden bir başkasıysa Yeşaya 40:22'den örnek vererek, "Gökkubbenin üzerinde oturan Rab'dır," beyanını Dünya'nın yuvarlak oluşuna bir kanıt olarak değerlendirirdi.
Sayfa 246·Kitabı okudu
Tarih
Ortaçağda sanat öznel ölçütlerle değerlendirilmezdi. Ressamların, şairlerin, bestecilerin ve mimarların elleri sözde ilham perileri, melekler ve Kutsal Ruh tarafından yönlendiriliyordu. Bir besteci ne zaman bir ilahi kaleme alsa, kalemin teşekküre layık görülmemesi gibi, besteci de hiçbir şekilde takdir edilmiyordu. Kalem insanın parmakları arasında oynarken parmakların kontrolü Tanrı'nın elindeydi. En güzel ilahiler ve şarkılara düzülen övgüler bir sanatçının dehasına değil ilahi bir ilhama atfedilirdi.
Sayfa 240·Kitabı okudu
Tarih
Allah'tan korkan Suriye, seküler Hollanda'dan çok daha şiddet dolu.
Sayfa 233·Kitabı okudu
Tarih