Cansel

Puan vermedi·216 syf.··
2025 26. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2025 08:31
·
İnsan hatalarının önüne geçmek, huzurlu bir hayat yaşamak, doğru adımlar atmak, mutlu olmak, nitelikli ve kalitesi yüksek bir yaşam sürmek istiyorsa sakinliğin içindeki gücü keşfetmelidir diyen kitabınız İşte tam bu noktada bizlere yardımcı oluyor. Nasıl mı? Tabi ki de bize anlattıklarıyla, Yavaşlamak, dinlenmek, nefes almak, durup etrafı izlemek, uzaklarda bir fırından gelen ekmeğin konusunu hissetmek, Yürüyüş yapmak, denizin kokusunu duymak, dalgaların sesini dinlemek ve kalbinin sesini, Kulağını kapattığın içindeki duymak, Bakmak etrafına… Hızlı olmak için tükettiklerimizi, geri plana attığımız kendimizi, yorulmuşluğumuzun sebebini, ısrarla oldurmaya çalıştıklarımızı olmayacağını bile bile. Akışa bırakmayışlarımızı anlatıyor Dışarıdan bakınca bu durumda ihtiyacımız olan şeyler, her ne kadar hız, güç̧ ve strateji gibi görünse de aslında tam tersi…Dünyanın muhtaç̧ olduğu büyük kudret, sakinliktir diyor.
1000Kitap
Yaşamak Sakinlik İsterÖzgür Bacaksız · Destek Yayınları · 20213,500 okunma
Reklam
Puan vermedi·330 syf.··
2025 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 08:20
Söz konusu resim, Belçikalı ünlü ressam René Magritte‘in Les Amants (Aşıklar) tablosuna aittir. Gerçeküstücülük akımının önemli bir temsilcisi olan ressamın seçilen tablosunu, aslında kitabın vermek istediği mesajların okuyucuya metaforik bir sunumu olarak görebiliriz. Mesela tutkulu iki aşığın bile birbirinden saklayabileceklerinin olduğunu düşünebiliriz. Ya da aşkın insanın gözünü kör edip kendi hayatından bile soyutlanma raddesine getirebileceği anlamını da çıkarabiliriz. Kitabı okuduğumuzda tüm bu anlamlar kafamızda netleşiyor. Ahmet cinayet haberini evine düzenli temizliğe gelen Hatice Hanım’dan öğreniyor. Cinayete kurban giden Arzu ise bu köyde Ahmet’in arkadaşı sayılabilecek ve evine girebilen sayılı kişilerden biridir. Eşi Ali Bey’i de aynı şekilde tanıyan Ahmet, dün gece çiftin evlerinde verdiği davete de katılmıştır. Bu da cinayet soruşturmasının şüphesiz bir yerinde bulunacağını gösteriyor fakat savcıdan ve polislerden önce onun kapısını çalan ise gazeteci genç bir kız oluyor. Mesleğinin henüz çok başlarında olan gazeteci kız cinayetle ilgili önemli bir noktayı yakalayıp haber yaparak kariyerinde yükselmek istiyordur. Bunun için de dün gece davette olduğunu öğrendiği Ahmet’ten bir şeyler öğrenmek için kapısını çalıyor. Daha ilk dakikadan Ahmet’in garip bir insan olduğunu anlasa da ilk başlarda elinden geldiğince tahammül etmeye çalışır fakat garip adamın her kelimesi sinirini bozmaktan öteye gitmez fakat her ayrılmak istediğinde Ahmet öyle bir şey söylüyordur ki merakına engel olamıyordur ve yine dönüp dolaşıp kendini bu garip adamın yanında buluyordur. Hatta Ahmet ona cinayetle ilgili haber değeri yüksek bir yasak aşkı anlatır. Çiftin evindeki bakıcı Svetlana ve Ali arasında yasak bir aşkın olduğunu, Svetlana’nın Ali’ye âşık olduğunu ve Arzu’dan kurtulmak
Psikoloji
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,5bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2025 14:28
·
“Ey insan! Kafdağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma, her şeyin bir hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün.” Şems-i Tebrizi’nin adı, Mevlana Celaleddin-i Rumi ile duyulmuş gibi sanılsa da aslında o, “İslam Dininin Güneşi”dir. Rumi’nin olgunlaşmasını sağlar ve Divan-ı Şems-i Tebrizi olmak üzere pek çok eseri yazmasında ona ilham ve bilgi kaynağı olur. Şems, Rumi’nin gölgede kalan kısmını aydınlatan cevherdir. Rumi’nin “merhamet okyanusuna” okyanus, “bilgi ummanına” umman katar. Rumi’yi tıkandığı yerden çıkarır, hakikatin göz kamaştırıcı aydınlığı ile kavuşturur. Şems kimdir? Her kim aydınlığı, güneşi, Allah’a olan aşkı anlatmak isterse, cümlelerinde O’nun adını kullanır. Kullanmazsa, anlattığının duygusu da anlamı da eksik kalır. Her ne kadar adı Mevlana Celaleddin-i Rumi ile tanınmış gibi görünse de aslında “İslam Dininin Güneşi” yani Şemseddin olarak bilinen Tebrizli Şems’in gerçek adı Muhammed’dir (Mevlana Muhammed Bin Ali). Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin olgunlaşmasını sağlayan “Sohbet Şeyhi” olarak bilinir ve başta Divan-ı Şems-i Tebrizi olmak üzere Rumi’ye birçok eserde ilham ve bilgi kaynağı olmuştur. O, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin gölgede kalan kısmını aydınlatan cevherdir. Şems-i Tebrizi Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “merhamet okyanusuna” okyanus, “bilgi ummanına” umman katar. Onu tıkandığı yerden çıkarır, hakikatin göz kamaştırıcı aydınlığı ile kavuşturur. Şems-i Tebrizi, İsmailiye mezhebi büyüklerinden Büzrükümid’in torunu Havend Alâeddin’in oğludur. Alâeddin, dedelerinin sapkın inançlarını bir tarafa atarak, baba ve dedelerinin kitap ve defterlerini yakmış, tam anlamı ile İslam ve ehlisünnet inançlarını benimsemiştir. Babası ise ticaret maksadıyla Horasan’dan Tebriz’e gelmiş, oraya yerleşmiştir. Şems, 1185 yılında Tebriz’de dünyaya
Edebiyat
Kalbinde İyilik Biriktirenin Yolu Hep AçıktırŞems-i Tebrizî · Destek Yayınları · 20252,541 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 19. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 23:59
Kitap bizlere özgürlüğün ve mutluluğun formülünün Stoacı bir düşünürün söylediklerine dayanarak veriyor. Peki nedir bu Stoa? Stoacılara göre insan zihni dünyaya geldiğinde boş bir levha gibidir. Buna Tabula Rasa da denilebilir. Çevrenin etkisiyle bu levha izlere ev sahipliği yapar ve zihin oluşur. Stoacılar evrensel adalet ve eşitliğe inanırlar. Ayrıca insan özgürlüğünü yalnızca bilgeliğe bağlarlar. Başlarına gelen her türlü kötülüğü de Tanrı’ya bağlayarak açıklarlar. Bu bilgiler ışığında kitaba baktığımızda Epiktetos mutluluğun pek çok yolu olduğunu söylüyor bizlere. İlk olarak sahip olmayı bırakmamız gerektiğini öğütlüyor. Çünkü eğer sahip olmazsanız, kayıp da etmezsiniz. İnsan onun olmayan bir şeyi nasıl kaybedebilir? “Bir kenara yığılmış ev eşyalarımın arasında bir de demir lambam vardı. Sonra kapıda bir ses duydum ve lambamı alıp gittiklerini gördüm. Bunu hiç tuhaf bulmadım. Yarın, dedim, senin de bir lamban olmaz. Çünkü bir adam sadece sahip olduğu şeyleri kaybedebilir.”
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür DeğildirEpiktetos · Destek Yayınları · 20226,3bin okunma
Puan vermedi
Pessoa, Portekiz edebiyatının dünyada tanınmasını sağlayan en önemli yazarlardan. Kendisinin birçok eseri olmasına rağmen en fazla ses getireni ve bilineni Huzursuzluğun kitabı oluyor. İç dünyasında birden fazla kişiliği barındıran Pessoa, bu eserinde “Biz kimiz ve kim değiliz?” sorularına yanıt ararken buna verilecek cevapların kesinlik taşıyamayacağına değiniyor. Gerçek benliğinin arayışı içerisinde günce, anlatı, deneme ve yer yer aforizmalar biçiminde huzursuzluğun kitabını kaleme alıyor. Bu yüzden sanırım nevi şahsına münhasır bir otobiyografik roman olarak adlandırılması. Huzursuzluğun kitabı, sıkıcı bir ofis çalışanı ve anti sosyal bir karakter olan Bernardo Soares’in ağzından yazılan satırlar -günlük düş ve düşüncelerden- oluşuyor. Eser, birbirinden bağımsız bölümler şeklinde ilerliyor. Pessoa’nın günlük izlenimlerimi karalıyorum dediği huzursuzluğun kitabında onun kırılgan ve olabildiğince yalnızlık çeken ruhunun itiraflarına tanıklık ediyoruz.
Alıntı
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
Reklam