10 Aralık 1948 yılında imzalanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile kölelik reddedilmiş ve insan özgürlüğü "Hiç kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz; her türden kölelik ve köle ticareti yasaktır. Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulanamaz. Herkesin, nerede olursa olsun, yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır." maddesi ile güvence altına alınmıştır. Fakat tüm bu gelişmelere rağmen Kuzey Akrika'nın en gelişmemiş ülkelerinden olan Sudan'da Kara Afrikalıların kabileleri milis kuvvetler tarafından yağmalanarak yüzlerce kabile üyesi öldürülüyor aynı zamanda köyler olduğu gibi ateşe veriliyor. Erkeklerin irede güçlerinin kırılması oldukça güç olduğundan bu yağma sırasında erkekler direkt öldürülüyor, Mende gibi kızlar başka MÜSLÜMAN evlere köle olarak satılıyor, erkek çocuklar hayvanlara, otlaklara bakmak üzere kullanılıyor ve kadınlar ise seks işçisi olarak alınıp satılıyordu. İnsan onurunun yok sayıldığı Sudan'da 21. yy'a kadar yüzlerce köle pazarı yer alıyordu ve bir Kara Afrikalının ortalama fiyatı ise 100-150 Dolar arasında değişmektedi.
İşte tüm bu vahşet kitapta henüz 12 yaşında köyü basılarak milis kuvvetler tarafından kaçırılan, köle olarak satılan Mende'nin hikayesi üzerinden anlatılıyor. Mende henüz 12 yaşında iken tecavüze uğruyor ardından bir Müslüman aileye köle olarak satılıyor. Bir çocuğun oyun oynaması, okula gitmesi gereken yaşlarda Mende kendi yaşıtlarının çok üstü işler ile meşgul olmakta ve satıldığı aile tarafından onuru yokmuşçasına muamele görmekte. Yaklaşık 8 yıl Hartum'da bir Müslüman ailenin köleliğini yaptıktan sonra aynı ailenin akrabalarının köleliğini yapmak üzere Londra'ya gönderilir ve evet böylesine gelişmiş bir ülkede de köleliği devam eder üstelik elçilikte üst