Sarah Jio’nun diğer kitaplarını okuduysanız artık yazarın tarzını az çok biliyorsunuz demektir. Yazar genellikle geçmişte olan bir olayı şimdiki zamanda yaşayan birinin çözmesi üzerine kurulu bir roman yazmaktadır. Roman akıcı bir dile sahip olay örgüsü sarıyor sizi ve bir bakmışsınız ki roman bitmiş bile. Bu romanda da yine iki zaman dilimi ve iki farklı hikaye karşımıza çıkıyor. Bu iki hikayenin ortak yanı ise aynı yerde geçmeleri.
İki kadın, iki farklı hayat, aynı evde kesişirler, fakat farklı zamanlarda. Penny ve Ada. Bu iki kadının ortak yönleri belki de kendi hayatları içinde yaşadıkları aşklarıydı.
Penny 1950'li yıllarda genç yaşında çok ünlü ancak kendisinden yaşça büyük bir ressamla evlenir. Eşine aşıktır, ancak eşi işini o kadar çok önemsiyordur ki Penny'i çok yalnız bırakır. Penny bu yalnızlıklarının ortasında komşusu Collins ile vakit geçirmeye başlar ve aşık olur. Kalbinin eşi ve Collins arasında gidip geldiği dönemlerde, bir karar vermek zorunda kalır. Collins ile kaçmak mı? Yoksa eşi ile hayatına kaldığı yerden devam etmek mi? Kararında etkili olacak bir gerçek daha vardır. Penny hamiledir. Karar gecesinde hiç akla gelmeyecek olaylar olacaktır...
Ada, New York'da ailesi ile yaşayan bir gazetecidir. Ancak, bir kaza sonucu eşi ve çocuğu gözlerinin önünde ölür. Hayatı altüst olan Ada, daha fazla burada yaşamaya katlanamaz ve tavsiyeler üzerine Seattle'da Tekneler Caddesinde yüzen bir ev kiralar. Bu ev yıllar önce Penny ve eşinin yaşadığı, Penny'nin aşkını yaşadığı evdir. Ada, bu evde yaşayan kadının esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolduğunu öğrenir. Merakına yenik düşer ve evde Penny'e ait sandıkta bulduğu eşyaların yardımıyla da ona ne olduğunu araştırmaya başlar.
Ada, Penny'nin hayatına ait ipuçlarını araştırırken, kendi hayatına ait bazı kapanmış