“Evimizin bir kuralıdır; eve giren de çıkan da Kur’an’dan bir ayet okur. Önce metnini, sonra mealini okuyup tefekkür eder. Kur’an bu yüzden bizim evde hiç kapanmaz.”
“Bundan sonra şu gerçeği unutmayın; tek önemli vakit vardır; içinde bulunduğumuz an. O an en önemli vakittir, çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur, zira hiçkimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.”
“ Anladım ki; Allah insanların birbirlerinden ayrı ayrı değil, tekvücut halinde yaşamalarını istediğinden, her birine kendi ihtiyaçlarını değil; herbirine, hepsi için gerekli olan şeyleri ilham ediyor.”
“ Anladım ki, insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünsede, hakikatte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse Allah’a yaklaşır; Allah da ona yaklaşır. Çünkü O, sevgiyi yaratandır.”
“ Asıldığın ipe kanın değsin”, derdi dedem.
Bir kadını seviyorsan tam sev, bir takım tutuyorsan tam tut, bir davaya gönül veriyorsan tam ver.
Ne yapıyorsan yap, yaptığının hakkını ver.
Haysiyeti hatırla!
Çünkü haysiyet bunu gerektirir...
Genellikle bizim üniversite sistemimizde , mühendislik, tıp, hukuk gibi dallarda tutunamayanlar, çaresiz edebiyat fakültesine ya da Dil Tarih Coğrafya fakültesinin (DTCF) bölümlerine giderlerdi. Bu şekilde elbette bir yanılgıya düşmüş olurlardı. Yanlış meslek seçimi daha başlangıçtan bir tıkanıklığa mahkum olacağınız anlamına gelir...