On temmuz sıfır sıfır elli sekiz. Yazacağım belli bir şey olmamasına rağmen yeni bir sayfaya ve harflere ihtiyacım vardı. Ne hissettiğimi hiç bilmediğim bir durumda bulunuyorum şu an. Mutlu muyum? Dertten sabahlara kadar oturmak mı istiyorum? Gibi gibi bir sürü düşünce geçiyor kafamdan ve ben hangisinin doğru olduğunu bilmediğim için kafa yormuyorum herhangi birine. Öyle daha kolay geliyor. Zamanı gelince çözülecekmiş gibi hissediyorum. Sanırım emin olduğum bir düşünce -his- varmış.
Zamanı gelince olacağına inancım asla tükenmeyecekmişçesine varlığı sürdürüyor. Buna neden bu kadar bağlı olduğumu bilmiyorum. Yaşadığım şeylerin zamanının yaşadığım an olduğunu bilmek iyi geliyor ama o zamanı beklemek olayı insanı yoruyor. E haliyle bir noktada da yıpratıyor.
Bilinmezlik. İnsana her şeyi yaptırabiliyorken aynı zamanda hiçbir şey yaptırmıyor da. Tam bir boşluktan ibaret. Doğru zamanın hangi an olduğunun bilinmezliği.
On temmuz sıfır bir yirmi. Daha fazla ekleyebileceğim bir şey olmamakla birlikte kendim başta olmak üzere herkese doğru zamanı beklerken iyi şanslar dilerim. 😊