Kılı kırk yararak kırk ayrı beladan, kırk ayrı düşmandan ve kırk ayrı imtihandan geçmedik. Her seferinde mantığın sınırlarından içimizdeki deli köşeye kaçtık. Orada durduk ve bekledik. Onu bekledik. Bu arz üzerindeki serüvenimizde bizi uzaklardan başka uzaklara savuran ve savrulduğumuz yerde kök salmamızı sağlayan o deli köşede kimi bekledik? 0 kimdi?
O ilhamdı. O aşktı. O, aklın iplerini atlastan yelkenlere çeken, mumdan gemileri ateşten denizlerde yüzdüren, imkânsızlara gönüllü olan, yapılamazları yapmaya heves eden Yaradan'ın ikramıydı.
Bütün güzellikleri açığa çıkaran ilk güzeldendi onun güzelliği. Eşkıyadan sahabe çıkaran, yangıdan serin bahçe, denizden yol, topraktan tohum çıkarandandı.
Bütün 'sevmek'lerin kaynağı da oydu, sebebi de.
Değerli olanın, kıymetini yalnızca kendisinde gösterdiği bir teraziydi o.
Gelip de insanın deli köşesinde duran, insanı durultan, yolunda gitmeyen her şeyi yoluna koyandı o.
Dünyanın diğer ucundaki bir yetime uzanan ellerdeki merhamet gibi başkasında yorulup da üzerimizde dinlenen bir çift gözdü o...
'Ve güldün rengârenk yağmurlar yağdı' diyen Sezai Karakoç'un dediği gibiydi:
Biz seni işte böyle seviyoruz Leyla”
1984 yılından beri Gudilerin (Gutiler) kökeni hakkmda bazı önemli şeyler ortaya çıktı. Çünkü şu anda Kürtlerin elinde 4300 yıllık çivi yazısı ile yazılmış Kürtçe Gudi İmparatorluğu'na ait bir 'Nuh Peygamber Tufanı' tableti mevcuttur. Bu tablet İngiltere'de bir bankada saklanmaktadır. Gudiler tabletlerini Kürtçe yazdıklarına göre, kendileri Kürt'tür ve şimdiki Kürtlerin atalarıdır. Gudi imparatorluğu m.ö. 2233-2130 yılları arasında Sümer, Akad, Elam ve tüm Mezopotamya'yı hâkimiyetleri altına alarak 100 yıl tüm bölgede söz sahibi oldular. Kral Gudea, birçok saray ve tapınaklar yaptırmış, büyük çapta imar hareketlerine girişmiştir. Özellikle sanatta büyük bir ilerleme olmuş, hatta Gudea'nın 20 kadar heykeli bulunmuştur. "Sümerlerin en önemli kentlerinden biri olan Lagaş'ın en zengin dönemine ulaşmaşını sağlayan kişi, Guti(Gudi) Kralı Gudea'dır. " sözünden Gudilerin sanat ve ticarete ne kadar önem verdikleri anlaşılır. Ayrıca tarafsız araştırmacılar Gutilerin kültür ve güzel sanatlara ne kadar önem verdiklerini şöyle dile getirirler: "Bir Sümer kenti olan Lagaş'ın Kralı Gudea'nın büstü. m.ö. 16. yy'da yaşadı. Çok kültürlüydü. Dine ve güzel sanatlara karşı büyük bir ilgisi vardı" Guti'lerin güçlülükleri ve savaşçı ruhları için Joseph Camphell şöyle der: "Kuzeydoğudan gelen Gutilere; "Karıyı eşinden, çocuğu ana babasından, krallığ Sümer Ülkesi'nden ayıran dağların ejderleri” denmiştir. Irk kökenleri bilinmemektedir. Kralları kendilerine "Guti'nin ve dört bucağın kralları”adını vermişlerdir.
Gudiler birçok milleti yenip kendi egemenlikleri altına aldıldarından, onları sevmeyenler, onları barbarlıkla suçlayarak anti propagandalarını yapmaktadırlar. Bilakis Gudiler, inançlı insanlar olup, tufan hadisesini de Kürtçe olarak Kuran'ı Kerim'e en yakın ifadelerle yazan tek ilk çağ