Merhaba:)
Okurken ağladığım tek kitaptı sanırım. Bu kadar sarsıcı gerçekleri düşünmek, biraz empati yapmak, sonra biraz şu kahrolası savaşlara ah etmek insanın içini yakıyor. Duyduğunuz savaş ile okuduğunuz savaş aynı olmuyormuş. Bende Afganistanı böyle gözlerim önünde canlanırken okuduğumda, içimden bir şeyler gitmişti sanki. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. Zaten yazarı Uçurtma Avcısı'ndan tanımayan yoktur diye düşünüyorum. Evlilik dışı olan Meryem'in nerdeyse dedesi yaşında Raşit'le Kabil'de geçen hikayesi anlatılır. Aynı yerde bide savaşta ailesini kaybetmiş, çocukluk aşkı Tarık'tan hamile kalmış ve yine Raşit'le evlenen Leyla'nın hikayesi anlatılır. Birbirlerine dayanak olan iki kumanın koca zulmüne, savaşın eziyetine ve açlığına birlikte göğüs gerdiğini, dost olduklarını görürüz. Bu dostluk anne-kız ilişkisine dönüşür. Öylesine derindir ki bir gün Raşit, Leyla'yı öldürmek isteyince, Meryem, Raşiti öldürür ve idam cezasına çarptırılır. Böylece Leyla, çocuklarıyla birlikte azaptan kaçar ve sonradan yaşadığını öğrendiği, Taliban rejiminden kurtulan çocukluk aşkı Tarık'a gider. Bu hikâye, kadınların nasıl birbirlerine dayanak olabildiklerini, savaşların sadece cephelerde olmadığını, umudu, yeniden doğuşu anlatır. Afganistan savaşı da onlarca haneye böyle acı getirmiştir. Her acı beraberinde berbat bir yokluk ve eziyet.