Çatlamışduvardakiçiçek

Çatlamışduvardakiçiçek
Nereye gitsem dilleri ve gözleri birbirine benzeyen kadınlar ve adamlar. Haziran mucizesi
Tercihen işsiz:)
Lisans
Van
108 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·126 syf.··
2019 6. kitabı
Merhaba:) George Milton ve Lennie Small arkadaşlığından selam olsun sevgili okurlar. Zeki, mantıklı, ufak tefek olan George'n karşısında iri yarı fakat biraz zihinsel engelli denebilecek saf Lennie bulunuyor. Kahramanlarımızın temel isteği zengin olmak, toprak almak ve özgürleşmek. Fakat bu yol oldukça güçlük dolu. En nihayetinde son ızdırapla bitecek ve George, acı çekmesin diye Lennie 'i öldürecektir. Yazarın istediği aslında özel insanların hayallerinin sahip olunulamayacak şeyler gibi algılanmasını, belki de farklıların ve zayıfların zengin olmak gibi bir lüksleri olmadığını sertçe ve üzgün bir şekilde vurgulamak. Kitapta geçen diğer karakterlerin hepsinde bir eksiklik ya da aksaklıktan kaynaklı yalnız kalınmışlık, dışlanmışlık var. Bu da açıkça topluma yapılan sitemi özetler nitelikte. Okurken su gibi akacak sayfalardan geçecek, dostluğun, koruma içgüdüsünün, gerçek yalnızlığın, korkunun ve kalpten istemenin tutam tutam tadına varacaksınız. Anlam dolu bir çiftlik hikayesi, kaçırmayın derim. İyi okumalar
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·603 syf.··
2026 3. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 22:18
Merhaba:) 1939 Berlin. Avrupa'da ikinci dünya savaşı patlak vermek üzereyken Reich'in ileri gelenlerinin eşlerinin(hanımlarının) gizemli cinayetlere kurban gittiği ve soruşturmanın bir subay (Franz Beewen), bir aristokrat psikiyatr (Minna von Hassel), bir de öldürülen kadınların psikiyatri olan Simon Kraus tarafından yürütüldüğü olaylar dizisi.Yine çok çarpıcı bir eser. Yazar her defasında daha da şaşırtıyor. Nazilerin nefes aldırmadığı, Hitler'in tanrı ilan edildiği bir dünya. Bu dünya gerilim dolu maceralara, cinayetlere gebe. Özellikle nazizm ideolojisiyle kurulan ölüm kampları, deneyler detaylı olarak ele alınmış. Tabi bu işkenceleri okumak insanın içini cız ettirse de yine de tarihin kokuşmuş katliamlarına dair bilgi edinebilmek bir bakıma iyi bir şey. Bu insanı evrensel insan hakları gerçeğinin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu tekrar tekrar hatırlatıyor. Grange, gazeteci kimliğini eserlerinde çok iyi kullanıyor. Polisiye seviyorsanız eğer kesinlikle buyrun okumaya başlayın derim. Biraz kalın gelebilir ama akıcı olmasından kaynaklı olarak elinizden bırakmak istemeyecek, sonuca hemen ulaşmak için hızlıca bitireceksinizdir. İyi okumalar:)
Mermer AdamJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20222,590 okunma
Ah Meryem! Ah Leyla!
Puan vermedi·430 syf.··
2020 20. kitabı
Merhaba:) Okurken ağladığım tek kitaptı sanırım. Bu kadar sarsıcı gerçekleri düşünmek, biraz empati yapmak, sonra biraz şu kahrolası savaşlara ah etmek insanın içini yakıyor. Duyduğunuz savaş ile okuduğunuz savaş aynı olmuyormuş. Bende Afganistanı böyle gözlerim önünde canlanırken okuduğumda, içimden bir şeyler gitmişti sanki. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. Zaten yazarı Uçurtma Avcısı'ndan tanımayan yoktur diye düşünüyorum. Evlilik dışı olan Meryem'in nerdeyse dedesi yaşında Raşit'le Kabil'de geçen hikayesi anlatılır. Aynı yerde bide savaşta ailesini kaybetmiş, çocukluk aşkı Tarık'tan hamile kalmış ve yine Raşit'le evlenen Leyla'nın hikayesi anlatılır. Birbirlerine dayanak olan iki kumanın koca zulmüne, savaşın eziyetine ve açlığına birlikte göğüs gerdiğini, dost olduklarını görürüz. Bu dostluk anne-kız ilişkisine dönüşür. Öylesine derindir ki bir gün Raşit, Leyla'yı öldürmek isteyince, Meryem, Raşiti öldürür ve idam cezasına çarptırılır. Böylece Leyla, çocuklarıyla birlikte azaptan kaçar ve sonradan yaşadığını öğrendiği, Taliban rejiminden kurtulan çocukluk aşkı Tarık'a gider. Bu hikâye, kadınların nasıl birbirlerine dayanak olabildiklerini, savaşların sadece cephelerde olmadığını, umudu, yeniden doğuşu anlatır. Afganistan savaşı da onlarca haneye böyle acı getirmiştir. Her acı beraberinde berbat bir yokluk ve eziyet.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,2bin okunma
Tatlı Stephane Corso, yine çok iyi çözdün:)
Puan vermedi·280 syf.··
2025 1. kitabı
Merhaba sevgili okurlar:) Polisiye okuduğum tek yazarın, son okuduğum kitabına değinmek istiyorum. Eğer sizde ben sıradışı cinayetleri okurken aynı zamanda bilgi de edinmek istiyorum derseniz, bence tam size göre. Komiserimiz Stephane Corso'nun çözdüğü bir cinayet sarmalı işlenmiş. Fransa'nın çamurlu yolları, bazen binaları bazen toplumsal alt yapısı güzelce betimlenerek sunulur. Eserde Fransa-Almanya sınırında bulunan, içe kapanık, kendine has bir dini tarikat olan topluluğa, Alsas bölgesine değinilmiş. "Alsas" biraz tarih hatırlayanlar bu bölge ismini mutlaka duymuştur diye ek yapıyorum .Tarihte Alsas-Loren diye geçen , savaş konularına dahil olan bir bölge. Neyse:)Öldürülen kişi ise bu tarikatın saygı duyulan üyelerinden biridir. Bastırılmış şeyler, katı kurallar, saklı sırlar söz konusudur. Küllerin günü aslında bağbozumunun bitmesiyle birlikte son artıkların büyük bir yangınla yok edildiği ve dini inanca uygun kurban sunulan bir gün. Bağbozumu kapalı ve izole bir yaşamdan derin izler verir. Bu sadece polisiye okuyacağınız bir eser değil, ayrı kültürden, ayrı dillerden, insanoğlunun daha ne kadar ileri gidebileceğini gösteren, zihinlerin, inanışların boyutlarının olmadığını kanıtlayan bir eser. Yazar benim favorim, bu yüzden kesinlikle okuyun demek isterim:)
Küllerin GünüJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap Yayınları · 20213,598 okunma
Giyotine giden herhangi biri
Puan vermedi
Merhaba sevgili okurlar:) İstemsizce yüksek empatiyle okuduğum bir kitaptı. Ben olsam kimbilir nasıl kafayı yerdim diye dediğim oldu. Kitabımız, idam cezasına çarptırılan , isimsiz bir suçlunun ölümden önceki son gününe değinmiş. Bütün korkular, sorular, nedenler, umutsuzluk ve bir türlü akıp gitmeyen zaman betimlenmiş. Kitapların ruhunu yoğun olarak kendinde hissedebilen okurlar için oldukça duygusal bir yapıt. Yapıtın amacı da bir bakıma idam cezasına karşı çıkmak. Nitekim bir gün gelecek Fransa'da idam kalkacaktı ama Hugo bunu görmek için en az 150 yıl daha yaşamalıydı. Yazara göre idam, insan ruhunda devasa bir yıkıma yol açar. Bu yıkım ancak olayı bizzat yaşayan, günlüğe döken biri tarafından böylesine derin anlatılabilirdi. Kaçınılmaz bir cezanın psikolojik işkencesine maruz kalmak hiçte kolay değil. Karakter, her saniyesinin ruhunu parçaladığı işkenceyi ustaca aktarmış. Yazarın amacı da tam olarak bu. Yani suç değil suçun cezası metnin temel argümanı. Bir yazar, ancak bu kadar güzel başkaldırabilirdi.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,2bin okunma
Reklam
Reklam