Öncelikle bu incelememin fazlasıyla agresif olduğunu belirtmek isterim, önerip önermemekten çok irite olduğum kısımlara değineceğim. İlk nefretimi karakter tasarımları kazanıyor, okuyan herkesin farkında olduğu bir şey varsa o da karakterlerin “marjinal” ve biraz burnu havada insanlardan oluşması olabilir. Tabii ki de bu yazarın kendi seçimi, fakat özellikle bu bana pek de sevmediğim bir iki insanı hatırlatınca katlanamaz bir hal almaya başlıyor. Alakalı alakasız her türlü durumda ukalaca bilgi paylaşmaktan kendilerini alıkoymuyorlar, bu da çok yapay olmalarını sağlıyor. Gerçekten bu hikayede empati veya sempati kurabileceğini biri var mı? Bir diğeri ise biraz önce bahsettiğin alakalı alakasız bilgi aktarımı problemi, nöroroman tanımının altını boş bırakmamak için bu tarz klişe bilgilerle doldurulması sadece akışın sekteye uğramasını sağlıyor. Gerçekten ilgi çekici durumlar anlatılsaydı belki bu tür eğlenceli olabilirdi fakat şu anda katlanılamaz bir yapıda.