Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Başımı kaldırıp benimle hiç ilgisi olmayan bir sahneye bakar gibi bakıyorum olup bitene. Odam toplanıyor, otuz sekiz yıllık yığın ayıklanıyor. Bağ bozumu. Ekim de değil ki."
Sen İstanbul'sun bana bir nevi.
Benden evvel niceleri fethetmeye gelmiş seni.
Belki yeni bir şey sunamam sana
İhştişam zaten sende.
Ama şu genç yaşımda
Fatih gibi koyulurum yollarına.
Benim olmasanda sorun yok.
Sen binlerce kez kaybetmek isteyeceğim bir savaşsın.
Sen uğruna ölünecek bir davasın.
Ama bil sana en güzel ben olurum
Sana yeni bir ad veririm.
Bana en yaraşan sen olursun
Huzuru verirsin.
Benden evvel sen davrandın
Şu toy yaşımda feth ettin
Zihnimi, kalbimi ve tüm benliğimi.
Seni fethetsem dahi
Sana aittir bu zafer;
Ben yalnızca uğruna ölecek bir neferim.
Bulalım artık birbirimizi
Ulaşalım imkansızı hiç sayıp.
Ben senin surlarını
Sen benim gençliğimi alacak olsanda.
Varalım, ulaşalım birbirimize.
Tüm mazimiz silinsin
Birbirimizle anılalım tüm tarihte.
"İçinde hareket ettiği dünyaya ait olmaktan çıkmış, ona acı verenlerin anlayamayacağı bir dille konuşmaya başlamıştır"
Yüzünde o güne değin hiç olmadığı kadar ışıklı bir bakış, aydınlık bir mana; "Bir rüya gördüm beyler", diye tebessüm eder. Arınması başlamıştır. Dünya edebiyatının, tartışmasız, en büyük sahnelerinden biridir bu.