Şebnem İşigüzelden güçlü ve kendine has üslubuna güzel bir örnek daha …
Kitap beş yaşında bir çocuğun Hatuniye dergahı halk arasındaki ismiyle karılar tekkesine bırakılmasıyla başlayıp, yeni kurulan cumhuriyetle günümüze (yakın geçmişimize) geliyor. Evet, pekçoğumuzun aklına gelebileceği gibi “yüzyıllık yalnızlıkvari” bir eser…
Cık…
Evet, belki kapsamı bakımından benzeşebilir. Lakin büyülü gerçekçilik yok, tam tersine gayet modern ve çağdaş, insanın geçmişle, anılarla ve tarihle kurduğu ilişkide hafızanın hem bir sığınak hem de bir yük olabileceğini düşündüren, iç içe geçmiş bir anlatıya sahi kitapta toplumsal baskılar ve travmalar kadar geçmişin karanlık ve duyulmak istenmeyenleride var. Yazar böylece okuyucuyu sorgulamaya ve düşünmeye davet ediyor…
İşigüzel yine okurunu zorlarken bir yandan da cezbediyor. Bu açıdan Memoriayı yalnızca bir roman olarak değil bir yüzleşme olarak görmek mümkün…
Kitap 933 sayfalık dev cüssesiyle gözümüzü korkutsa da Şebnem İşigüzelin ustalıklı anlatımı sayesinde su gibi akıp gidiyor…
Cesaret erkekte olur. Vampir gibi, kadınınkini emmiştir çünkü. Yoksa erkeğinde cesareti yoktur, bulunmaz. Lakin kadın sonradan cesaret devşirir. Daha doğrusu kim bu kadar zulüm altında yaşasa cesur olur…