Bebeğin karşılanmamış arzuları -tam anlamıyla karşılanmaları da zaten imkânsızdır- onun yüceltmelerinde ve yaratıcı çalışmalarında önemli bir etkendir. Bebekte hiçbir çatışmanın olmaması böyle bir hipotetik durumun gerçekleştiğini varsayarsak onu kişiliğini geliştirme imkânından ve benini güçlendirecek önemli bir kaynaktan da yoksun bırakacaktır. Çünkü çatışma (ve çatışmanın üstesinden gelme ihtiyacı), yaratıcılığın en temel öğelerindendir.
Hastanın analiste yardımcı olma çabasının altında, bebeğin anneyi memnun etme ve sevilme isteği ile kendi yıkıcı itkilerinin sonuçlarından korunma telaşı yatıyordur. Bu tür hastaların haset ve nefreti bölünüp ayrılmıştır, ama yine de terapideki olumsuz tepkinin bir parçasını oluşturur.