Anksiyete nevrozları etiyolojisi üzerine makalemde nevrotik korku gelişimine neden olan faktörlerden birinin kesintiye uğramış cinsel ilişki olduğunu göstermiştim.
Daha önceleri de insanı insan yapan, korteksi iyi çalıştıran insanın kuyruğunu dik tutabilmesidir dediğimi ve bu konuyu uzun uzun tartıştı- ğımı hatırlayacaklardır dikkatli okurlar. Hatta halen Anadolu'da insanlar birbirlerine iyi ve sıkıntı giderici birtakım tavsiyelerde bulunurlarken "kuyruğunu dik tut" deyimini de kullanırlar. İnsa- nın bir kuyruğu olmadığına göre burda kastedilenin beynin kuy- ruğu yani omurilik olduğu kesindir. Dikkat ederseniz bebeklerde dahi korteks faaliyetleri örneğin konuşma, yürümeye başladıktan sonra veya aynı zamanlarda oluşur. Bu nedenlerle ayakta düşün- me, oturarak düşünme, yan yatarak düşünme korteks faaliyetle rinde farklılık yaratır. Kanımca ayakta olduğumuzda anal enerjinin baskısı tamamen ortadan kalktığı için en cevval düşünceleri yaratırız. Düşünce şeklimiz tamamen anal-itiktir. Bu yüzden usta konuşmacı ve konferansçılar konuşmalarını ayakta yaparlar. Bu sadece izleyicilere bir saygı değil, ayaktayken konuşan ve dü- şünen beyin bölümünün yani korteks faaliyetlerinin arttığının denenmiş olması ile ilgilidir. Hatta bir konu üzerinde yoğun dü- şünen insanlar (kanımca yoğun düşünen her insan alimdir) za man zaman yerlerinden kalkıp dolaşmaya başlarlar ve sıklıkla da düşünce hedeflerine ayakta düşünürken ulaşırlar. Oturma pozisyonu maalesef en kötü düşünme şeklidir. Çünkü oturma pozisyonunda anal enerji baskıdadır, dolayısı ile bağırsakların kirli kuantumu devreye girer ve düşünce ayrıntılarla dolmaya başlar, amaca kilitlenemez, global ve net hale gelemez. Eskilerin bağdaş kurarak oturma pozisyonu anal enerjiyi nispeten ortadan kaldırdığı için aslında daha az zararlıdır. (Zaman zaman onların pek çok şeyi bizden daha iyi bildiğini düşünürüm). Ben de özellikle önemli imtihanlara girecek talebelere sıklıkla yumuşak yastık tavsiyesinde
Dolayısı ile tekrar oral-anal enerjinin sakıncası anlatılmaktadır. Hatta ağız iştahının abartılı olması neticesinde oluşan şişmanlık hastalığını incelersek, başta Peygamberimiz olmak üzere, İsa ve diğer peygamberlerin hepsinin zayıf olması çok önemlidir. Hatta tarihte isim bırakmış hemen hiç şişman şahsiyet yoktur diyebiliriz. Bu durumda dolu bağırsakların düşünce ve hakiki yaratıcı fikir üretebilme, anal-itik düşünceyi engelleme durumu çarpıcı bir şekilde ortaya çıkar. İşte bu nedenlerle eğer maddiyata ve bunun getirdiği sonuç olarak abartılı yeme içmeye düşkünseniz ve bunları çok seviyorsanız bunlardan da vazgeçin öğüdü diğer sevgililere ilaveten düşünülmelidir.